ORÇUN MASATÇI-

Oyun Hamuru Tiyatrosu kurucu ve oyuncularından Burak Özbaykuş İzmir tiyatrolarının ortak üretimi ile ortaya çıkan bu anlamda bir ilke imza atacak ‘La Commedia Di Primavera’ (Bahar Komedisi) ile seyirci ile buluşmaya hazırlanıyor. Uzun zamandır hazırlıkları devam eden oyunun heyecanını yaşayan Özbaykuş ile, ‘Bahar Komedisi’ ni, tiyatro serüvenini ve İzmir tiyatrolarının gelişi üzerine konuştuk. Özbaykuş, İtalyan yönetmen Michele Guaraldo’un yazıp yönettiği Bahar Komedi’nin, İzmir’in 5 ayrı tiyatrosunun ortak üretimi olmasına dikkat çekerek, “Biz de bu çeşitliliğin içerisinde Bahar Komedisi’yle yer alarak İzmir seyircisine görücüye çıkacağız tabir-i caizse. Umarım bundan sonra da kente katma değer katacak yeni biçimlerle sahnede olmaya devam ederiz” diye konuştu.

‘EMEKLEMEYİ ÖĞRETTİ’

Burak Bey, İzmir’de uzun süredir tiyatro yapıyorsunuz, Commedia Dell’arte çalışması sizin için ne ifade etti?

Daha önce çalıştığım oyunlar genelde klasik biçim oyunlardı. Karakter ve hikayenin gerçekçi bir uzamda ilerlediği dramatik metinlerde ya da doğaçlama formatlı oyunlarda oynadım. Fiziksel tiyatro çalışmamıştım. Nasıl yapacağıma dair de şüphelerim vardı açıkçası, biraz gözümü korkutan bir alandı orası ve iyi bir kondisyona sahip olmak gerekir diye düşünüyordum – ki hala öyle düşünüyorum- . Bu nedenle hem daha önce cesaret edemediğim hem de böyle bir alan bulamadığım için denememiştim. Michele Guaraldo’nun geleceğini bu kentte bir Commedia Dell’arte oyunu sahneye koyacağını ve ekipte benim de yer alacağımı ilk öğrendiğimde az önce saydığım kaygılarla yapabilir miyim acaba sorusu kuvvetlendi fakat çalışmalar başladığında; nasıl ki bir bebek önce emeklemeyi öğrenirse Michele de bize önce işin emekleme kısmını öğreterek başladı. Yeterince emeklediğimizde, önce ayağa kaldırdı, yürüttü ve koşmamızı istedi. Umarım düşmeden koşabiliriz ve seyirci bu maratondan keyif alır.

Bu çalışmanın Kent izleyicisi ve tiyatrosu için anlamı nedir?

Önce kent tiyatrosu için öneminden bahsedeceğim çünkü bu gerçekten de bizim için çok değerli bir yerde duruyor. İzmir’de üretimlerine devam eden 5 ayrı tiyatrodan oyuncunun bir de bağımsız bir oyuncu arkadaşımızın yer aldığı aslında kolektif bir üretim oldu bu oyun. Bu sebeple de yanlışım varsa affetsinler ama sanırım bir ilk. bu açıdan anlamı büyük. İzmir seyircisi için de, daha önce sadece türe ilgili olanların bildiği genel kitle tarafından temsili çok da görülmeyen bir türü buluşturacağız onları, bu nedenle hem seyirci için hem bizim için yeni ve heyecanlı bir süreç bekliyor bizi. İzmir, sanırım İstanbul’dan sonra en çok oyunun izlendiği kenttir Türkiye sınırları içinde. Bu aynı zamanda farklı birçok türün de daha önce İzmir seyircisiyle buluştuğu anlamına geliyor. Biz de bu çeşitliliğin içerisinde Bahar Komedisi’yle yer alarak İzmir seyircisine görücüye çıkacağız tabir-i caizse. Umarım bundan sonra da kente katma değer katacak yeni biçimlerle sahnede olmaya devam ederiz.

‘DESTEKLENMELİ’

Biraz önceki deneyimlerinizden bahsedelim, birçok tiyatro topluluğunda yer aldınız Devlet Tiyatrosundan, İzmir’in özel tiyatrolarına kadar. Sizce İzmir’de nasıl bir tiyatro ortamı var?

İzmir’e konumu itibariyla zaten tiyatronun doğduğu topraklar desek yanlış bir şey söylemiş olmalıyız herhalde. Binlerce yıldır oyunlar yazılan, oynanan bu topraklarda tiyatro yapmak zaten başlı başına ayrıcalık. Kendi açımdan ise durumu biraz şansım yaver gitti olarak açıklayabilirim. Tiyatroya lise döneminde başladım ve benim için hayatımın nasıl devam edeceğini artık biliyorum dediğim bir süreç başladı. 2008 yılında Devlet Tiyatrosunda sözleşmeli oyuncu olana dek çeşitli özel tiyatrolarda oynadım. Devlet Tiyatrosu süreci ise benim için tam bir okul oldu. bir sürü ekolden bir sürü yönetmenle çalışma fırsatı buldum birçoğuna reji asistanlığı yaptım, konservatif bir eğitim almadım ama bir sürü usta isim hocam oldu. Hülya Savaş’tan, Ali Ulvi Hünkar’a, Murat Atak’tan Ayşe Emel Mesci’ye kadar daha adını sayamayacağım değerli isimle sahnede olmak çok kıymetli ve öğretici bir 10 sene geçirdim orda. bu zaman zarfında doğaçlama tiyatroya merak saldım ve arkadaşlarımızla Oyun Hamuru Tiyatrosu’nu kurduk doğaçlama oyunlar oynadık bu sene 10.sunu yapacağımız bir festival kazandırdık kente. 2018 yılında Tiyatro Kalemi ekibine dahil oldum uzunca bir süre çok keyifli oyunlarla İzmir seyircisiyle buluştuk. Ardından Büyükşehir belediyesi bünyesinde Gansgter adlı oyunla pandemi sürecinde 35 temsil yaparak sahnede olarak mesleğini yapabilen şanslı azınlık arasındaydım. Ardından kısa bir süre de olsa Tiyatrohane’de Clown Bar adlı oyunda oynadım. Aklıma gelmeyen başka ekipler de vardır muhakkak. Sanırım İzmir’de bu kadar çok ekipte çalışan başka biri yoktur. O yüzden de şunu rahatlıkla söyleyebilirim; İzmir Tiyatroları yıllardır şahane işler üretiyor ve desteklenirsek çok daha iyilerini üreteceğimize inanıyorum.

Tiyatroların birlikte çalışması mümkün oluyor mu? Ya da nasıl mümkün olur?

Biz bunu başardık az önce de bahsettiğim gibi. Bunun dışında İzmir’de özel tiyatroların kendi ideolojik duruşları ya da ortak menfaatleri gözetmek için kurdukları 4 çatı örgütü var. Bu zaten başlı başına İzmir’de Tiyatroların dayanışma içinde olduğunu ve ortak üretime açık olduklarının bir göstergesi bana göre.