Ekonomistler Mustafa Sönmez ve Prof. Dr. Aziz Konukman konkordato ilan edenlerin yüzde 75’inin inşaat şirketi olduğuna dikkat çekerek, yükselen maliyetlerin sektörü yakında durduracağı uyarısında bulundu. Mimarlar Odası İzmir Şube etkinlikleri kapsamında düzenlenen 2018 İnşaat ve Geleceği konulu söyleşi ilgiyle izlendi. Gazeteci-yazarlık uğraşına paralel Türkiye ekonomisi hakkında 20’nin üstünde kitap yayımlayan Ekonomist Mustafa Sönmez ile ekonomi alanında eserleri bulunan Prof. Dr. Aziz Konukman inşaat sektöründe gelecek perspektifini izleyicilerle paylaştı.

İzmir Mimarlık Merkezi’nde gerçekleşen söyleşinin moderatörlüğünü Mimarlar Odası İzmir Şube Başkanı H.İbrahim Alpaslan üstlendi. Alpaslan, açılış konuşmasında ekonominin temelini inşaat sektörüne oturtmanın sancılarının yaşandığına dikkat çekerek, ekonomik nabzı iki güvenilir isimle tutmak istediklerini vurguladı.

"DEHŞETLİ STOK"

Ekonomist Mustafa Sönmez, yaşanmakta olan krize dair ilk sinyalin 2013 ortalarında kendini hissettirdiğini vurgulayarak, “Türkiye, mega projeler için borçlanmaya devam etti. Çünkü büyüme ihtiyacı vardı. Ancak 2013’den itibaren inşaat sektöründe şemsiye ters dönmeye başladı. Krize en erken giren sektör inşaat oldu. Dehşetli bir stok birikti. Sektör talep daralması şikayetinde bulunmaya başladı. 2018 Nisan ayından bu yana döviz patlamasıyla birlikte hikaye burada bitti. Büyük ölçekli firmaların dışındakileri çok zorlu bir  süreç bekliyor. Bu krizden nasıl çıkılacağı henüz belli değil. Dışarıdan para akışının olmaması en büyük risk” diye konuştu.

"GİRDİLER YÜZDE 30 ARTTI"

Prof. Dr. Aziz Konukman ise geçtiğimiz günlerde Hazine’nin yüzde 7.5 faiz oranıyla borçlanmasının yanlışlığına değinerek, “Amerika’da bu oran yüzde 3’ler civarında. Yerel seçimlere kadar top çevrilmeye gayret ediliyor” yorumunda bulundu. Konukman inşaat sektörünün geleceği hakkında ise şunları söyledi: “Türkiye ekonomisi 2018 ve 2019  büyüme tahminleri 3.8 ve 2.3 olarak açıklandı. Üstelik OECD bu rakamları revize etti, daha da düşürdü. Buna göre inşaat dönemi kapanmıştır. Reel büyüme oranı eksilerde olursa sektör bir darbe daha yer. İnşaatta girdiler bir önceki yılın aynı ayına göre 31.49 arttı. Sektör yetkilileri aradaki fiyat farkını devletten istiyor. Konut satışları yüzde 9.2 düştü. 3 bin şirket konkordato istedi, yüzde 75’i inşaat şirketi. Bu Türkiye ekonomisinin konkordatosudur. 4 bine yakın büyük projenin çoğu iptal edildi. Büyümenin itici gücü artık sadece birkaç mega proje olacak ancak onların da dış kaynağa bağlı olma riski var” dedi.

Türkiye’de konut sektörünün yanlış yaklaşımlarla ilerlediğine de vurgu yapan Prof. Konukman, “Konut dayanıklı tüketim malıdır. İnsanların barınma hakkına tekabül eder. İnsan hakkı piyasalaştırılamaz. Ancak bu yaklaşımdan tümüyle uzaklaşan, lüks konuta dayanan bir sektör algısı da sıkıntının büyümesine yol açıyor” uyarısında bulundu.