Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 9 amaç 50 hedef 393 faaliyeti içeren bir belge olarak açıkladığı İnsan Hakları Eylem Planı, 2012 yılında AKP tarafından ortaya konmuş ancak uygulamaya geçirilmemiş plan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları ve HDP’ye yönelik politikalar nedeniyle havada kalan bir eylem planı olduğunu düşünüyorum.
İnsan hakları konusu siyasî, hukukî, kültürel olduğu kadar ekonomik yönü de olan bir meseledir. Herkese insan hakları vaat ediliyorsa ve bu anayasaya geçiriliyorsa, herkesin hakkının da belli ölçüde verilmesi gerekir. Aksi takdirde toplumda kaos ve anarşi ortaya çıkar.

 

Birçok etkinlik, eylem, miting, açık oturum gibi toplantı ve yürüyüşlerde Demokrasi, İnsan Hakları, Laiklik, Eşitlik, Özgürlük… gibi kavramlar sloganlaştırılarak dile getiriliyor. Toplumun çoğu kesiminde bu kavramların anlamı, içeriği dahi bilinmeden bilinçsizce konuşma dilinde kullanılması da dikkat çekici bir başka yönü.
 

Herkes “İnsan Hakkı” kelimelerine her sohbette, televizyonlarda yer verirken, her cümlenin içinde insan hakkı sözcüklerini geçirmekle bu kavram özümsenmiş olmuyor. Türkiye de icat edilmiş karşılığı olan küreselleşme insanların sözlerini insan hakları ile birlikte süslüyor. Bu sözcükler sadece konuşurken kullanılır olmuştur demek daha doğrudur. Belirtmek gerekir ki, konuşma dilinde anlamından uzak ezber veya özümsenmemiş kavramlar, başkalarından duyulduğu kadarı ile nakledilir olmuştur. Oysa bu kelimelerin ifade ettiği anlam veya kavram ile ne anlatılmak istendiği özümsenmiş olsa akıl ve bilgi birlikte kullanılsa toplumdaki kaos ortamının bir dereceye kadar giderilmesi mümkün olabilirdi.
 

Çoğunluğu hafızayı, düşünmeyi ve sosyal becerileri etkileyen bir grup semptomu olan Demans (unutkanlık) hastalığı yaşayan bir toplum olarak İnsan Hakları Eylem Planı söylemlerini temcit pilavı gibi zaman zaman ortaya atanlara şu hak ihlallerini anımsatmak gerekir:
 

-KHK ile liste usulü ihraç, Anayasa’nın 121, 129 ve 130. maddelerine aykırılık taşımaktadır. Nitekim OHAL’in gerekli kıldığı konularda KHK çıkarılabilmektedir. Savunma hakkı tanınmadan kamu görevlilerine disiplin cezası verilememesi mümkün olmayıp, bu gibi yaptırımların yargı denetimi dışında tutulması mümkün değildir.
-Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca idarenin her türlü eylem ve işlemleri yargı denetimine tabidir. KHK ile tesis edilen kamu görevinden çıkarma işlemleri için açılan davalarda incelenmeksizin red kararları verilmesi hukuka aykırılık teşkil etmektedir.
-Hak arama özgürlüğü, savunma hakkı, masumiyet karinesi, adil yargılanma hakkı etkili başvuru yolu ihlal edilmiştir. Anayasa 36. ve 40. madde ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)nin 6. ve 13. maddesi ihlal edilmiştir.
-Ayrımcılık yasağı, Anayasa 10. maddesindeki kanun önünde eşitlik hakkı, AİHS’in 14. maddesindeki ayrımcılığa uğramama hakkı, İLO’nun 111 sayılı iş ve meslekte ayrım görmeme hakkı bağlamında ihlal edilmiştir.
-Din ve vicdan özgürlüğü hakkı Anayasanın 24. maddesi ile AİHS’in 9. maddesi bağlamında ihlal edilmiştir.
-Düşünce ve kanaat özgürlüğü hakkı, ifade özgürlüğü Anayasanın 25. maddesi ile AİHS’in 10. maddesi bağlamında ihlal edilmiştir. Binlerce kamu görevlisinin sosyal paylaşımlarındaki eleştiriler nedeni ile ihraç edildiği iddia edilmiştir.
-Örgütlenme özgürlüğü Anayasanın 51 ve 53. maddeleri ile AİHS’in 11. maddesi, İLO’nun 158 sayılı sözleşmesi bağlamında ihlal edilmiştir. Binlerce kamu görevlisi sendikal haklarını kullandıkları için ve bu temelde muhalefet ettikleri için ihraç edildiği ileri sürülmüştür.
-Özel hayata saygı hakkı, kişisel veriler Anayasanın 20. maddesi ile AİHS’in 8. maddesi bağlamında ihlal edilmiştir.
-Çalışma hakkı Anayasanın 49 ve 50. maddeleri, BM Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nin 7. maddesi, İLO’nun 111 ve 158 sayılı sözleşmeleri bağlamında ihlal edilmiştir. Ayrıca alınan kararlar, BM Ekonomik ve Sosyal Komitenin 2005 tarihli 18 nolu genel açıklayıcı yorum kararına aykırılık teşkil etmektedir.
-Toplanma ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı Anayasanın 34. maddesi ile AİHS’in 11. maddesi bağlamında ihlal edilmiştir.
-Seyahat özgürlüğü hakkı, sadece suç isnad edilenler değil eş ve yakınlarının pasaport iptalleri ile Anayasanın 23. maddesi bağlamında ihlal edilmiştir.
-Mülkiyet hakkı mal varlıklarına el konulması suretiyle Anayasanın 35. maddesi bağlamında ihlal edilmiştir.
Bu hak ihlalleri Türkiye’nin yargılama yetkisini kabul ettiği ve Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca uymakla yükümlü olduğu AİHM içtihatlarına aykırılık teşkil etmektedir.

Hani Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi, insan hakları eylem planının uygulanmasını ve raporlanmasını desteklemek için Türkiye’ye 18 ay önce 1 milyon 200 bin Euro’luk bir destek açıklamıştı… bu gibi akçeli işler boyutunun yanı sıra, gündem değiştirmekten başka bir şey değil.

Bu plandan insana dair olumlu bir şeyin çıkmayacağını ve Erdoğan’ın, insan hakları eylem planı açıklamasıyla AKP’nin AKP’ye muhalif olduğu bir eylem planıyla karşı karşıyayız.