Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yeni dönem ‘sansür’ ile başladı. Muhalefetin Meclis Genel Kurulu’nun çalışmasını engelleyerek karşı durduğu dezenformasyon yasası diye nitelendirilen sansür yasası AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla kabul edildi.

TBMM Genel Kurulu’nda Cumhuriyet Halk Partisi sıralarından gerek pankartları gerek alkışları, ıslıklarıyla karşı duruş sergileyen milletvekillerinden olan İzmir Milletvekili Kani Beko, bunun bir utanç tablosu olduğunu vurgulayarak mücadelelerinin devam ettiğini, susmayacaklarını, pusmayacaklarını, tepkilerini millet adına her şekilde ve mekanda devam ettireceklerini dile getirdi.

 Yaptığı açıklamada  “Cumhuriyet Halk Partisi olarak Anayasa Mahkemesine başvurumuzu yapacağız” diyen Beko, yasanın neler getirdiğini örneklerle şöyle açıkladı: “Ne getiriyor bu yasa; yalan haber yapmak, halkı panik ve endişeye ve korkuya sevk eden haber paylaşım yapmak, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasını getiriyor. Üstelik tutuklu olarak yargılanmak zorundasın. Katalog suçlara bunu koyuyorlar. Yalan haberi kim belirliyor, neye göre yalan haber? Mesela 128 milyar dolar iç edildi diye tweet atılıyor. Saraydakiler bundan rahatsızsa, yalan haber olduğuna dair bir hakim kararı aldıracaklar.

Yalan haberi kimin belirleyeceği belli değil. Bir hakime göre yalan olan, yalan sayılabilecek bir haber, başka bir hakime göre doğru sayılabilir. Üstelik yargılama cezaevinde yapılacak...

Basın İlan Kurumu zaten hükümetin aracı gibi çalışıyor ama şimdi ne yapacak? İlan kesme cezası verecek gazetelere, sosyal medyadaki sitelere ilan kesme cezası verecek.

Basın kartları komisyonu var. Türkiye'de kime basın kartı verileceğine Fahrettin Altun karar verecek; Erdoğan'ın İletişim Baş Danışmanı, İletişim Koordinatörü!

Bilgi Teknolojileri İletişim Başkanlığı, bant daraltma kararı alabilecek hem de yüzde 95'e kadar. Yani bunlar şunu diyorlar: Keyfimiz kaçtığı anda interneti kapatırız, beğenmediğimizde televizyonu karartırız, gazeteleri siyaha koyarız.

Basın İlan Kurumu üzerinden gazeteleri batırırız. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu üzerinden sosyal medya mecralarını kilitleriz.

Erdoğan, basına sansür getirerek, sosyal medyaya, görsel ve yazılı başına sansür getirerek, karşı olan herkesi cezaevine atmaya çalışacak.

Eleştiren, karşı çıkan, beğenmeyen, hakkını arayan herkesi cezaevine göndereceğim diyen bir yasadır bu ve buna tamamıyla karşıyız.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu yasanın Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde çıkmaması için elimizden geleni yaptık. Ancak ne yazık ki yasa kabul edildi.”

AÇLIKLA, YOKSULLUKLA BOĞUŞAN VATANDAŞI RAHATLATACAK ADIMLARLA BAŞLAMALIYDI!

AKP’nin Meclisi sansürle açtığını belirten CHP İzmir Milletvekili Kani Beko, açlık ve yoksulluk vurgusu yaptığı açıklamasını şöyle sürdürdü: “Oysa EYT ile başlamalıydı, açlıkla yoksullukla boğuşan vatandaşları rahatlatacak adımlarla başlamalıydı.

Asgari ücretlinin, emeklinin hali perişan onunla başlamalıydı.

Her fırsatta dile getiriyor ve soruyoruz; Asgari ücretin altında emekli maaşı alan kaç kişi var? Hükümet bir türlü cevap veremiyor. TÜİK'in elinde mutlaka doğru, çarpıtılmamış veriler vardır. Bunun cevabını istiyoruz.

Mesela; Türkiye’de açlık sınırı altında yaşayan insan sayısının ne kadar olduğunu, gece başını yastığa koyan, sabah kadar aç yatan milyonlarca çocuk ile ilgili bilgileri verebilirdi.

2002 yılından bu yana işçi sağlığı iş güvenliği önlemleri alınmadığı için tahminen 30 bine yakın işçi iş cinayetlerinde ölmüştür. Resmi kayıtlarla bu bilgileri halkla paylaşabilirdi.

Meslek hastalığına yakalanan ve bu nedenle ölen kişi sayısını açıklayabilirdi.

95 milyon ülkenin nüfusundan fazla olan gerçek işsizlik rakamlarını, Saray’ın gölgesinde kalmamış olsaydı açıklayabilirdi.

Sayıştay raporlarına göre 200 bine yakın öğretmen açığı olmasına rağmen, 500 bine yakın öğretmenimiz görev beklerken, atamalarının yapılmamasının nedenlerini açıklayabilirdi.

Bu durum, bugünden sonra artık Saray’a bağlı kurum ve kuruluşların hiçbir hükmünün ve güvenilir tarafının kalmadığının açık bir göstergesidir.

Erdoğan: "Yolsuzlukların olmadığı, rüşvetin olmadığı, yoksulluğun Allah'ın izniyle olmayacağı bir Türkiye'yi biz hallederiz, bunu biz yaparız. Şu an itibariyle onun hazırlığı içindeyiz" demişti.

İşte Erdoğan’ın da itiraf ettiği gibi, 19 yılın sonunda AKP’nin ülkeyi getirdiği nokta bu;

Yoksulluk, Yolsuzluk ve Yasaklar.”