30.11.2021, 06:52

Acıtsa da konuşalım

Geçtiğimiz hafta bir yanda kadına şiddetle mücadele günü kapsamında paylaşımlar ve yürüyüşler yapılırken bir yandan da ufacık bir çocuğun ölüm haberiyle sarsıldı ülke. Gün geçmesin ki yeni bir ölüme uyanmayalım, yeni bir vaka ile isyan etmeyelim; bu durum ruh sağlığımızı olumsuz etkilediği gibi yaşadığımız ülkenin ruh sağlığını da her gün yeniden sorgulamamıza sebep oluyor. Zararı verenin, kötülüğe sebep olanın ruh sağlığının yerinde olup olmamasını sorgulamak bir yana, bundan etkilenenlerin ruh sağlığı, ortaya çıkmayan ve devam eden süreçlerin maruz kalanın ruh halindeki yansımaları bir yana…

Tacizin, tecavüzün, istismarın ve şiddetin başlangıcının artık en temelde bir zihniyet meselesi olduğunu biliyoruz. Bu zihniyet değişmedikçe bu bataktan kurtulmamızın bir yolu yok. Zihniyeti değiştirmenin önemli araçlarından biri de kullanılan dilin ayırdına varmak. Çünkü bazen gerçek anlamı acıttığı için ya da işimize gelmediği için bazı şeyleri söylerken yumuşatmayı seçeriz. Sonra bu sözler dilimize öyle bir yerleşir ki gerçek anlamını da unuturuz.

Google arama çubuğuna “istismar” yazdığımızda ilk etapta çocuğa cinsel istismar haberleriyle karşılaşıyoruz. Nitekim günümüzde istismar sözcüğü daha çok cinsel anlamda istismar yerine kullanılıyor, diğer anlamları ve kapsamı görmezden geliniyor; hatta bazı ilişki biçimleri o kadar normalleştiriliyor ki istismar olduklarının farkına bile varılmıyor. Şükür ki nelerin istismar olduğuna dair bilgiye ulaşmak eskiye göre artık çok daha kolay, kadın dernekleri, aktivistler, psikologlar istismar kapsamına giren davranışlar üzerine toplumu bilgilendiriyorlar. Yeter ki görmek, duymak, bilmek isteyelim.

Yine de bu haftaki yazımı istismarın kapsamına giren davranışlara ayıracaktım daha çok. Zira Alice Miller’ın okuyanda sarsıcı izler bırakan meşhur Beden Asla Yalan Söylemez adlı kitabını ilk defa okuduğumda istismar kavramına bakışım da epey değişmişti. Aile içindeki ilişkilenme biçimlerinin istismarı nasıl normalleştirdiğini görmek, yazarların hayatlarından kesitlerle zenginleştirilen kitapta bu ilişkilenme biçimlerinin hayatın diğer alanlarına nasıl yayıldığını görmek aileye, topluma – özellikle de kendi toplumumuza dair bakış açımı geliştirmişti. Ancak yine istismarı, bu kez farklı bir açıdan ele alan, Prof. Dr. Üstün Dökmen’in Epsilon Yayınları tarafından yayımlanan Anne-Babayı İstismar adlı kitabını okumaya başladığımda bu haftaki yazımın rotasını değiştirdim. Çünkü dil ile olan bağlantıda bu noktayı hatırlatmanın faydalı olacağını düşündüm.

Üstün Dökmen bu kitabının başında “cinsel istismar”ın istismar kavramından çıkarılması gerekliliğinden bahsediyordu. Çünkü istismarın taciz-tecavüz ile eşanlamlı algısının yaygınlığı “çocuk istismarı” kullanımını da beraberinde getiriyordu. Oysa, “Çocukların istismar edilmeleri ayrı bir olaydır, tacize-tecavüze uğramaları bambaşka bir olay” diyor Dökmen.

“Yetişkin bir erkek para veya evlilik vaadiyle yetişkin bir kadını cinsel yönden istismar eder, onun duygularıyla oynar, ondan cinsel anlamda yararlanırsa burada, cinsel potansiyelin kandırma yoluyla kötüye kullanılması, istismar edilmesi söz konusudur. Böyle durumlarda özne çocuksa, çocuk istismarı ifadesi yanlıştır. Çünkü … çocukta bir cinsel potansiyel yoktur ve olmayan bir potansiyelin kötüye kullanılması söz konusu değildir. “Çocuğun cinsel istismarı” denen şey düpedüz taciz veya tecavüzdür. Tacize, tecavüze, “cinsel istismar” dediğimizde, olayı istemeden yumuşatmış oluruz. … Güçlü bir yetişkinin çocuğun güçsüzlüğünden yararlanıp tecavüz etmesine cinsel istismar deniyor. Ancak güçlü bir yetişkinin daha güçsüz bir yetişkine tecavüz etmesine … tecavüz deniyor. … bu duruma … tecavüz dendiğine göre, çocuklara yönelik taciz-tecavüze de “cinsel istismar” demek yerine, dilimize ve zihnimize acı gelse de doğrudan “taciz-tecavüz” demek gerekir.”

Evet, bu cümlelerde bilmediğiniz, duymadığınız hiçbir şey yok. Ama belki de yumuşattığınız bir şeyler var. Ve nereye dokunsak irin akan bu coğrafyada acıtsa da konuşalım, tanımları her alanda doğru koyalım ki yaşam hakkımızı yeniden elimize alabilelim.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
Günün Karikatürü Tümü
banner96
banner177
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 23 54
2. Konyaspor 22 45
3. Alanyaspor 23 38
4. Adana Demirspor 23 37
5. Fenerbahçe 23 37
6. Beşiktaş 23 36
7. Hatayspor 23 36
8. Başakşehir 22 34
9. Gaziantep FK 22 32
10. Sivasspor 23 31
11. Kayserispor 23 31
12. Karagümrük 23 30
13. Kasımpaşa 23 27
14. Göztepe 23 27
15. Galatasaray 23 27
16. Giresunspor 23 26
17. Antalyaspor 23 24
18. Rizespor 23 22
19. Altay 23 18
20. Ö.K Yeni Malatya 22 16
Takımlar O P
1. Ümraniye 21 45
2. Ankaragücü 21 45
3. Erzurumspor 21 38
4. Bandırmaspor 21 36
5. İstanbulspor 21 36
6. Eyüpspor 20 36
7. Samsunspor 20 33
8. Adanaspor 21 32
9. Manisa Futbol Kulübü 21 28
10. Tuzlaspor 20 27
11. Keçiörengücü 21 26
12. Gençlerbirliği 21 26
13. Boluspor 19 24
14. Kocaelispor 21 24
15. Menemen Belediyespor 21 23
16. Altınordu 21 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 21 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 23 57
2. Liverpool 22 48
3. Chelsea 24 47
4. M. United 22 38
5. West Ham United 23 37
6. Arsenal 21 36
7. Tottenham 20 36
8. Wolverhampton Wanderers 21 34
9. Brighton 22 30
10. Leicester City 20 26
11. Aston Villa 21 26
12. Southampton 22 25
13. Crystal Palace 22 24
14. Brentford 23 23
15. Leeds United 21 22
16. Everton 20 19
17. Norwich City 22 16
18. Newcastle 21 15
19. Watford 20 14
20. Burnley 18 12
Takımlar O P
1. Real Madrid 22 50
2. Sevilla 22 46
3. Real Betis 22 40
4. Atletico Madrid 21 36
5. Barcelona 21 35
6. Real Sociedad 21 34
7. Villarreal 22 32
8. Rayo Vallecano 21 31
9. Athletic Bilbao 22 31
10. Valencia 22 29
11. Osasuna 22 28
12. Celta Vigo 22 27
13. Espanyol 22 27
14. Granada 22 24
15. Elche 22 23
16. Getafe 22 22
17. Mallorca 21 20
18. Cadiz 22 18
19. Deportivo Alaves 22 17
20. Levante 21 11
banner178
Anket Tümü
Olası bir erken seçimde veya 2023'te Millet İttifakı'nın Cumhurbaşkanı adayı kim olmalı?