15 Temmuz bir birikimdir. Damlaya damlaya göl olmuş, uçsuz bucaksız karanlık bir bataklığın tâ kendisidir. 15 Temmuz, tam bağımsız bir devletin altının nasıl oyulduğunun, kazanımlarının ortadan kaldırarak, ülkeyi uluslararası finans merkezlerinin denetimine sokmak için kadrolaşan bir ihanetin öyküsüdür.

İktidar sahipleri, adeta su gibi para akan devasa büyüklükteki şirketlere, televizyon kanallarına, öğrenci yurtlarına, hastanelere, rektörlüklere, üniversitelere, gazetelere, istihbarat servislerine, emniyete, yargıya, ülkenin dört bir yanına sızan (!) böylesine güçlü bir cemaati, böylesine tehlikeli bir oluşumu nasıl fark edemediler?

1980 ‘li yılların başlarından itibaren, polis okullarına, akademilerine giren, sonrada terörle mücadele ve istihbarat gibi birimlerde kökleşerek, her türlü yolsuzluk ve şantajda bulunarak tehditler savuran; kana karışan bir virüs gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin can damarlarına yayılarak ortalığa mikroplar saçan bir cemaati nasıl oldu da görmediler?

Haklı olarak da sorarsınız, kendi iç güvenliğini sağlayamayan, sızıntılara engel olamayan bir devlet, nasıl olacak ülke güvenliğini sağlayacak?

Burada seçenekler çoğalabilir : İç ve dış tehdit odağı olarak tanımlanan bu oluşumu, ya görmezden gelirsiniz yada fark etmemiş gibi yapar kendinizce mücadeleye başlarsınız!!!

Fetö, öncelikli olarak istihbarat birimlerinde gizlendi, kendisine yapılacak olası operasyonları önceden haber almak adına. Kendilerini güvene almak, yasal bir güce sahip olmak adına da Türk Silahlı Kuvvetlerine sızdı. Devleti böylelikle, içten içe, savaşsız, kavgasız gürültüsüz ele geçirilecekti.

Nitekim de öyle oldu. Durmadılar.

Belli bir noktaya belli bir kıvama gelinceye değin, esnek oldular, sivrilmediler, devletin can damarlarında dolandılar.

Kendi içlerinde bir sır gibi büyüttükleri taktik ve stratejilerini tatbik ettiler. Hedefe ulaşıncaya kadar her yol mubahtır, düşüncesiyle…

Fethullah Gülen'in karakutusu, sağkolu 04.07.2015 Tarihinde, Sabah Gazetesine yaptığı açıklamada, Ankara Samanyolu Koleji'nin üst katındaki misafirhanede arkadaşlarına hitap eden Gülen'in, sözlerini şöyle aktarıyor: Biz bu siyasilerden çok yararlanabiliriz. Hatta bunları yönlendirebiliriz. Ben bunların çok tehlikeli ve bizden daha üstün akıllı olduklarını zannediyordum. Hâlbuki bunlar çok saf, bize muhtaç ve zayıf insanlarmış" diyerek strateji değiştirdiğini ifade ediyor.

Ve 15 Temmuz, ardında karanlık sorular bırakan tarihi bir saldırı. 15 Temmuz, geleceği kucaklayıp, planlayanların gecesi. 15 Temmuz, esir olunan büyük bir sırrın kanlı reçetesi.

Halkın elinde sopalar, bıçaklar, Mehmetçiğimizin boğazını kesmeye yeltenen kendi insanı, kendi canı. Aynı vatanın evladı!

Bir bayram havasında kutlanacak olan 15 Temmuz…

Ve karşımıza çıkan içler açısı bir diğer fotoğraf kareleri: Afişler. Türk askerini itibarsızlaştıran, halk ile askeri karşı karşıya getiren, aynı topraklarda yaşayan insanları ayrıştıran afişler…

Anılan şehitler mi gerçekten?

Bir yas günü olması gerekirken, büyük bir öfkeyle çiğnenen demokrasi ve özgürlüklerin, bir yıl içinde Cumhuriyet değerlerimizde uygulanmak istenen değişikliklerin, yıkıcı havasını solumakta böylesine zorlanırken, anlı şanlı bu bayram havası neden?

Aradan geçen bir yılın ardında, Türkiye'nin sürüklendiği uçurum başka nasıl tarif edilir? Cumhuriyetle kurulan vatanımızın geçmiş tarihini iyi okumalı, darbelerle kandırılanlara, halkın gücünün en büyük devrim olduğunu kanmadığımızı göstermeliyiz. Ne kadar büyük olduğumuzu görmeliyiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner32

banner1

banner160