‘Körfez Projesi siyasi iktidar projesidir’

ASYA YAŞARİKİZ / İZ GAZETE Körfez Projesi, Başbakan Binali Yıldırım’ın açıkladığı ’35 İzmir 35 Proje’ içinde yer alıyor. 2023 yılında tamamlanması planlanan proje, Gediz Deltası’nın kuzey bölgesini etkileyecek. İzmir Kuş...

29 Ağustos 2017, 09:49 Asya Yaşarikiz
‘Körfez Projesi siyasi iktidar projesidir’

ASYA YAŞARİKİZ / İZ GAZETE

Körfez Projesi, Başbakan Binali Yıldırım’ın açıkladığı ’35 İzmir 35 Proje’ içinde yer alıyor. 2023 yılında tamamlanması planlanan proje, Gediz Deltası’nın kuzey bölgesini etkileyecek. İzmir Kuş Cenneti’ni de içinde barındıran bu bölge, 1. Derecede arkeolojik ve doğal sit alanı ve barındırdığı 293 kuş türü nedeniyle aynı zamanda birçok ulusal ve uluslararası mevzuatla da koruma altına alınmış durumda.

İzmir Kuş Cennetini Koruma ve Geliştirme Birliği (İZKUŞ) protokolü 11.05.2017 tarih ve 1052105 sayılı yazı ile feshedilerek alanın yönetimi İZKUŞ’tan bakanlığa geçti. İzmirliler ise hukuka başvurarak bu projenin durdurulması için mücadele veriyor. Büyük tartışmalara neden olan feshi, Körfez Projesi’nin İzmir için gerekliliğini ve buradaki ekosistemin projeden nasıl etkileneceğini, İzmir Kuş Cenneti’nde uzun yıllar çalışmış kuş gözlemci Esra Kartal ve Doğa Derneği’nin vekilliğini üstlenen Avukat Cem Altıparmak’la konuştuk.

Kuş Cenneti'nde son durum nedir?

Esra Kartal- İzmir Kuş Cenneti 40 bin hektarlık Gediz Deltası'nın 8bin hektarlık alanını kapsıyor. Buranın yönetimi İzkuş'taydı. Protokol bu yıl yenilenmedi dolayısıyla İZKUŞ alandan personeliyle birlikte çekildi ve şu anda Konak'taki ofisinde çalışıyor. Alanın şu andaki yönetimi Milli Parklar'da. Her beş yılda bir onaylanan yönetim planının koordinasyonu İZKUŞ tarafından sağlanıyordu. Bundan sonraki süreci biz de bilmiyoruz. Daha önce alanda çalışan personel sayısı çokken şu anda personel sayısı azaldı. Biz de katkı vermek istiyoruz ve bekliyoruz.

Bakanlık taraflarla neden görüşmüyor?

Esra Kartal- Ankara'ya gidip gelmeler oldu. Ama bir iletişim bozukluğu var. Bu olayların basına yansımasından sonra iş kızıştı.

İZKUŞ protokol feshi gerekçeleri gerçeği yansıtıyor mu? Örneğin, Kuç Cennetine değil 30 milyon 3 kuruş yatırım bile yapılmadı dendi.

Esra Kartal- Bu eleştiriler hep vardı. Örneğin, insanların oraya gittiğinde çay içememesi ya da haftasonları rehberlik hizmeti sunulmaması gibi. Ama bakanlığın iddia ettiği gibi bir durum söz konusu değil. Alanla ilgili, oranın tanıtımıyla ilgili yapılan çalışmalar bunun bir kanıtı. Örneğin alanın tanıtımı için yarışmalar, etkinlikler yapılıyordu. Bunların hepsi bir bütçe gerektiren işler. Harcanan para yetersiz olabilir ama harcanmadı demek yanlış olur.

Örneğin daha fazla flmanigo üremesi için yapay adacıklar yapıldı o alanda.

Esra Kartal- Flamingo adası, rüzgar, su erozyonuyla tahrip oldu. Ardından çok uzun bir çalışmayla İZKUŞ, Fransa'daki Tour Du Valat Biyoloji Enstitüsü uzmanlarıyla ortak bir çalışmayla yeni bir ada yaptı. Bütçesi belediye tarafından sağlandı. Ada yapıldığından beri de her yıl flamingo sayılarında artış gözlendi. Bu adanın yapılması çok önemliydi çünkü burası Türkiye flamingo ürüyen alanlardan bir tanesi. Avrupa'daki her 20 flamingodan bir tanesi burada yaşıyor. Bu nedenle bu alan çok önemli. Dünya ölçeğinde korunması gereken türlerden bir tanesi. Ada yapıldıktan sonra hayvanların buraya konması için de yapay adalar yapıldı. Bunu da Ege Üniversitesi'nden Prof. dr. Mehmet Sıkı öğrencileri ve gönüllülerden oluşan bir ekiple başardı.

Buarada flamingo izleme çalışmaları 1982'den beri yapılıyor. 2003 yılına kadar da hayvanlar burada düzensiz ürüyordu. Sonrasında düzenli üremeye başladılar. Mehmet Hoca'yla başladı bu başarı. Daha sonra alana gelen araştırmacılarla bu alanın flamingolar için ne kadar önemli olduğunu ortaya çıkardı. Bir üreme alanı için yapılan tüm çalışmalar belediyenin sayesinde oldu.

Peki burada nasıl bir ekosistem var?

Esra Kartal- Gediz Deltası, bir sulak alan olarak hem tuzcu çayırları hem tatlı su alanları, tepelik alanları, ıslak çayırları, kıyı alanları yani birden fazla habitatı barındıran bir alan. Bir habitattan diğerine gidince farklı bir türle karşılaşıyorsunuz. Gediz Deltası'nda 293 kuş türü yılın farklı zamanlarında alanı kullanıyor. Flamingolar bizim için alanda bayrak türü ama tüm dünyada sadece 3 bin kalan tepeli pelikanlar da burada ürüyorlar.

Yaban domuzu, çakal, tilki gibi memeliler, ılgınlar gibi tuzlu suya dayanan bitki türleri. İzmir'in balık sofralarının vazgeçilmezi deniz börülceleri buradan çıkıyor. Ki deniz börülcesi de deltanın oluşmasında en önemli görevi üstlenen bitkiler.

Gediz Deltası sadece bitki ve hayvan çeşitliliği açısından değil, önemli bir tarım havzası. Ispanak, kavun, buğday, ayçiçeği, pamuk bu alanda üretiliyor. Türkiye'nin tuz ihtiyacının 3'te biri bu alandan karşılanıyor. Sadece Gediz Deltası'ndan çıkan tuz hasatı ciddi ölçüde. 3 bin kişi Ege Bölgesi'nden buraya çalışmaya geliyor. Bu alan özelleştikten sonra makineli üretime geçirdi.

Ciddi oranda tarım yapılıyor. Yerel ekonomiye büyük oran da katı sağlıyor.

Körfez Projesi gerçekleştiğinde bu alan projeden etkilenecek. Bu saydığımız verimli alan zarar görecek. Peki bunun geri dönüşü olabilecek mi?

Esra Kartal- Riskler var. Yol projesi sonrasında o bölge için ne planlandığını bilmiyoruz, bakanlık kamuoyuna bir açıklama yapmıyor. Burası flamingo dahil birçok türün beslenme alanı. Bu alan yok olduğunda üreme olmayacak. Para harcayarak yol yapabiliriz ama flamingoları para verip buraya getiremeyiz. Geri dönüşüm olmayacak yani.

Flamingolar giderse ne olur?

Esra Kartal- Türkiye'nin ayıbı olur. Akdeniz Havzası'ndaki flamingoların %30'unu barındırıyor burası. Türkiye'deki 15 Ramsar alanından bir tanesi aynı zamanda. Ramsar alanı, sulak alanların korunmasını sağlayan bir sözleşme. Bu da, tüm dünyaya Gediz Deltası'ndaki su kuşlarını koruyacağını vaadetmek demek. Bu vaadi yerine getirmeyecek oluruz. Ayrıca ulusal ve uluslararası birçok sözleşmeyle de bu söz tutulmamış olacak. Böyle bir hukuki kısım da var.

Yani uluslararası anlaşmalarla korunan bir alan Körfez Projesi kapsamında elden çıkacak?

Cem Altıparmak- Bu projenin Bostanlı Mavişehir ayağı var. Gediz Deltası'ndan başlayan yeraltından geçecek bir tüp geçit düşünüyorlar. Ortadan ayağa kalkan da yapay adacıkla köprüye bağlanacak ve İnciraltı'na bağlanacak. Yani hem tüp geçiş hem de köprü düşünülüyor. Uzunluğu 4.2 km, 150 tane köprü ayağı yapılması düşünülüyor. Bunun sadece 30'u bu sulak alan içerisinde kalacak. 30 ayak için sulak alanların doldurulması gerekilecek.

Gediz Deltası'nın güneyi buradan etkilenecek. Buralar mutlak koruma bölgesi alanları. Bu proje hiçbir mevzuata uygun değil. Ne Ramsar sözleşmesine ne sulak alanlar yönetmeliğine ne çevre kanuna. Tamamen Türkiye'de yaşanan oldu bitti mantığı içerisinde yapılmaya çalışılıyor.

Buraya hiçbir şey yapılmaması lazım mevzuat gereği. Ama yaparız diyorlar. Bu kafayla gidilirse 40 yıl içinde burada güney deltası kalmayacak. Şu an koruma sınırları dibine ulaşılmış durumda.

Bakanlık, ÇED(Çevresel etki değerlendirme) raporu verdi. Burası için iki dava açıldı. Biri TMMOB diğeri EGEÇEP, Doğa-Der ve 80'e yakın yurttaşın bir araya gelip açtığı ortak bir dava var.

Davada son aşama nedir?

Cem Altıparmak- Mahkeme keşif kararı verdi. 15 bin olan keşif ücreti bizim için zor bir rakam ama bunu temin edip davaya devam edeceğiz. Bu alanda keşif yapıp bunu alanda anlatmamız lazım.

Peki şehir açısından bakarsak bu proje gerekli miydi?

Cem Altıparmak- Bunu proje bazında algılamamak lazım aslında. Bu, ülkenin üretim kodlarıyla ilgili. İzmir'in ulaşım master planı vardır. Bu proje bunun içinde asla yer almadı. Kentin ihtiyacı olan bir projeden bahsetmiyoruz. Bu tamamen hükümet neyi önceliyor buna bakmak lazım. Çeşme otoyolunu İzmir Çanakkale otoyoluna bağlamak istiyorlar. Sürücülere bu kadar rahatlık sağlamak zorunda mıyız bu yok oluşa rağmen. 3 buçuk milyarlık bir rakamdan bahsediyoruz ama bu bir buçuk katına kadar çıkacaktır. 5 milyarlık bir proje bu kentin ihtiyacı değildir, bu tamamen siyasi iktidar projesidir. Vapurları geliştirirsiniz, sefer sayılarını sıklaştırırsınız bir çözüm aranıyorsa. Bu tür koruma alanlarını korumak zorundayız burayı yok edemeyiz. Medeniyet böyle bir şey değil.

Bu projeyle deniz yaşamı da olumsuz etkilenecek mi?

Esra Kartal- Körfezi kullanan 3 yunus türü akdeniz fokları, deniz kamlumbağları, balık türleri nasıl etkilenecek bilinmiyor. Bunlarla ilgili bir çalışma bile yok. Dokuz Eylül Üniversitesi körfezin sığlığından ötürü yeni çıkan 4 fayı araştıramıyoruz derken, buraya projeyi planlamak çok riskli. Yapılacak köprüyü kullanırken deprem olsa neyle karşılaşacağımızı bilmiyoruz. İmar planlarına da aykırı yani hukuka tamamen aykırı. Hukuka, kentin ihtiyaçlarına uygun değil bu proje. İzmir'in her yeri kaynıyor aslında. Örneğin Aliağa, Çeşme, Karaburun, Kültürpark, Gediz Deltası'nın bir derdi var. Bu insanların hiçbiri deli değil. Bu insanlar bu kenti sahipleniyor. Kentin yönetimiyle ilgili bir şeyler yanlış gidiyor. Yani bu insanların örgütlerin görüşlerini almadan önemsemeden ÇED raporuna yansıtılmıyor. Demokratik bir ülkede kentte bunlar olmamalı. Biz kuş gözlemcileri olarak bilimsel durumdan bahsediyoruz. Hukukçular da aynı şekilde.

Cem Altıparmak- Halk katılıma dahil olamadığı gibi halkın söylediği sözün de bir önemi yok. O yüzden öncelikle demokratik katılım mekanizmalarının düzenlenmesi gerekiyor. Buna uygun bir hukuk geliştirmek zorundasınız. Bu en temelinde bir demokrasi sorunudur. Bu yüzden karşımıza sürekli, ben yaptım oldu, modelini getiriyorlar. Belediye imar düzenlemesi yapıp müteahatin önünün açıyor. Biz en fazla dava açabiliyoruz. Asıl önemli olan dava öncesidir. ÇED kararı alınmadan yapılan çalışmalar önemli.

Peki sizce bu proje gerçekleşecek mi?

Cem Altıparmak- Bence gerçekleşmeyecek. Bu mantık içerisinde bakınca bu projenin iptal edilmelidir.

İnciraltı'nda bu projeye sahip çıkan İnciraltı 2. Nesil Platformu var. Ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Cem Altıparmak- İnciraltı, Balçova'da 80 darbesinden sonra işgaliye alanlarına tabulu mülk edinmek konusunda bir çalışma başlamıştı. Darbeden sonra bir kısmı tapulu bir kısmı tapusuz işgal arazi olarak kaldı. Tapusu olmayanlara hala tapu verilmedi. Böyle bir yanı var. Ama aynı zamanda, imara açılması mümkün olmayan arazileri de imara açıp rantımızı bulalım diyenler var. Orada pek iyi niyet yok açıkcası. Tarımsal arazisi ise orayı tarımsal arazi olarak kullanmalısınız. Her yere bina dikemezsiniz. Köprü gelirse etrafı imara açılır. Beklentileri bu yönde olabilir.

Gediz Deltası için de aynı şey geçerli olmalı. Oralar da muhtemelen imara açılacak değil mi?

Cem Altıparmak- Tabiki açılacaktır. Tırtıklaya tırtıklaya pek bir alan kalmadı ama bazıları için hala iştah kabartıcı bir alan o bölge.

Esra Kartal- Kipa'nın karşısında yıllardır 3 inşaatlık alan var. 2 kez davalık oldu orası o bölgenin sit derecenin düşmesi için. Ama o dava kazanıldı ve ondan sonraki süreçte davanın avukatına bizlere ev teklifleri geldi. Rant o kadar fazla ki üç beş evin onlar için önemi yok. İnciraltı da aynı şekilde. Kimse oranın güvenli olup olmadığına bakmıyor.

Halkta bu konuda nasıl bir farkındalık yaratılabilir?

Esra Kartal- Bir avuç kuş gözlemcisi olarak biz de bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Aslında dava süreci uzun sürebilir. İnşaat sonrasında sonucu alabiliriz. İzmirli ben projeyi istemiyorum deyip yüksek sesle bağırırsa bu projeyi etkileyebilir. Ama şu an bunun için uğraşan insan sayısı az. Önemli bir bariyer oluşturmaya ihtiyacımız var.

Yorumlar (11)
Salih koçer 2 yıl önce
İnciraltı konusunda çok eksik bilgiler yazılmış. İnciraltı toprak sahiplerini, Balçova arsa mağdurları(Otoban'daki Avm yakın araziler) ile katıştırıp yanıltıcı açıklama yapmak çok yalnış. Benim dedelerim 1916 yılında İnciraltı'na geldiler çevremizdeki komşularımız da bizden sonra olan var, önce olan da.. Hep bu yüzden zaten artık İzmirli olarak %50 yakınımız ağlaya ağlaya yok fiyata sattılar veya İzaleyi şuyu ile elinden alındı. Bir kere gelin Allah aşkınada bizimle konuşun, sadece araçla, bisikletle geçip" Ben zaten hep geçiyorum" demeyin. İnciraltı 2.nesil platformu olarak " BİZ GÖKDELEN İMARI İSTEMİYORUZ, ÇEVRECİ PLAN İSTİYORUZ" demek mi rahatsız edici. Eğer öyleyse Arsa simsamları'da, bölgemizde toprak alan istanbul sermayesi'de sizler gibi çok rahatsız. Ama biz hakkımızı savunmaya devam edeceğiz..keşke sizde biraz empati yapabilseniz.
Seçil Aşkın 2 yıl önce
Gönül İster di ki, yapılan çalışmanız biz halka değil, yalnış yapana olsaydı..Bugün inciraltı kenarından , kıyısından tırtıklanarak yeniyor ve biz o geminin içerisindeyiz. Doğru bir planlama ile İnciraltı; sadece Düğün salonları ,mangalcı ve nargilecilerle değil, ülkemize katma değer getirecek ama şehrimizin dokusunu bozmayacak bir yer haline gelsin.
Mehmet 2 yıl önce
Gerçekten bu kadar bilinçsiz ve bilgisiz insanlar izmirin geleceği ile oynuyorlar verdikleri röportajın her kelimesi yanlış bilgi körfez geçişi insanların hayatını kolaylaştıracak filamingoların seks hayatı bizi ilgilendirmiyor bizi izmirin rahat ve kolay yaşanır bir şehir olması ilgilendiriyor sabahları çevre yolundaki trafik ve zaman kaybından haberi olmayan bu şahıslar gidip köyde yaşasınlar hiçbir sıkıntı kalmaz izmir köy olarak kalmamalı
sadik 2 yıl önce
cok güzel raportaj ama aslı gibi değil oönce tapusuz arsa Mağdurlari yla iinciralti bir degil onlar ayrı konuyu carptirmayalim bizler kadar duyarlı olamazsınız yoksa şimdiye kadar inciralti bayraklı gibi olurdu ama biz müsade etmedik metroyuda durdurmuslardi şimdi binip kullanıyorlar istemezukculuk yapmayin istanbuldan neyimiz eksik
Evren 2 yıl önce
Bu arkadaş gibi bilgisiz ve ilgisiz kişilerin yüzünden İzmir bu halde hiç bir gelişme Yok yazık ediyorlar yazık
Bu alan için İzmir'in akciğeri deniyor bu görüşte olan için zor değil bir gün teleferik dağına çıkıp baksın hangi akciğerden bahşediyorsunuz her yer sera naylonu, kalan verimsiz birkaç narenciye bahçesi masrafını bile kurtaramadığı gibi insanların cebinden masraf çıkıyor. Kuşların mağduriyetini düşeceğine insanların mağduriyetini düşünsünseler şimdiye kadar çoktan çözülürdü bu problem.
Şimdi bu şahsa soruyorum her yıl zarar eden insanlar ceplerinden ekstra masraf yaparak kalan ağaçlarını yaşatmaya çalışan insanlarmı çevreci yoksa boş konuşan bu şahışmı çevreci ?
Teyze 2 yıl önce
Ne kadar talihsizce bir açıklama olmuş yazık... Hala inciraltini nefes almak için gören bir zihniyet... Demek ki hiç gidilmemiş hiç görülmemiş yoksa hala bu fikir savunulur mu? Açıklamalara tabiki saygı duyuyorum fakat açıklamalar yapılırken biraz daha Izmire bakarak yapılmasını çok istiyorum... Bir altına bir derine inilse...
Ülker 2 yıl önce
Bilinçsiz bir şekilde hayır diyorlar.İzmir için çok geç kalınmış bir proje,biran önce körfez geçiş projesi başlamalı diyorum.
Bahattin 2 yıl önce
Görülen o ki yine yanlış ve eksik bilgilerle kamuoyunu yönlendirip gelişimin önüne engel çıkarma çabaları var! Gelip bir İnciraltı'nı görseler, buranın insanıyla görüşüp bilgi alsalar, gezip öğrenseler. Fakat, nafile! Umarım bakış açılarını düzeltirler!
Bütün Yorumları Görmek İçin Tıklayın
banner96
banner177
34°
açık
Anket Tümü
İstanbul hezimetinin ardından AKP iktidarı erken seçime gider mi?
Günün Karikatürü Tümü