‘Hayır daha yeni başlıyor’

GÜLSEN CANDEMİR / İZ DERGİ 480 bin nüfusu ile İzmir’in ikinci büyük ilçesi Karabağlar, pek çok sorun içerisinde var olmaya ve üçüncü büyük şehirde yaşamanın anlamını bulmaya çalışıyor. Bir tarafta aşırı muhafazakâr kesimlerin...

08 Temmuz 2017, 16:17
‘Hayır daha yeni başlıyor’

GÜLSEN CANDEMİR / İZ DERGİ

480 bin nüfusu ile İzmir’in ikinci büyük ilçesi Karabağlar, pek çok sorun içerisinde var olmaya ve üçüncü büyük şehirde yaşamanın anlamını bulmaya çalışıyor. Bir tarafta aşırı muhafazakâr kesimlerin diğer tarafta sosyal demokrat ve sosyalistlerin yaşamını sürdürdüğü Karabağlar’da son referandumda ‘Hayır’ tercihi ön plandaydı. AKP’nin yüzde 34 oy aldığı ilçede Hayır tercihi yüzde 64.60 karşılık buldu. İşsizlikle, kentsel alt yapı eksiklileri ile boğuşan ve imar revizyonu ile bu sorunlarını aşmayı bekleyen ilçenin CHP İlçe Başkanı Ali İhsan Yıldız ile İz Dergi için röportaj gerçekleştirdik.

Hayatını sağlık sektörüne adayan ve siyasetle iç içe yaşamında hep insanı düşünerek adımlarını atan İlçe başkanı Yıldız, toplumun ruh halini düzeltmenin ve umut vermenin tek yolunun Hayır’ı büyütmekten geçtiğini düşünüyor. Hayalindeki Karabağlar’ı bizimle paylaşan Ali İhsan Yıldız, tüm hemşerilerini çaylarını içmek ve sohbet etmek için ilçe binasına davet ediyor.

Sağlık alanında çalışıyorsunuz yıllardır aktif siyaset yapıyorsunuz, o nedenle insanları da yakından tanıma fırsatınız oluyor. Ülkede iyiye giden hiçbir şey yok, işsiz sayısındaki artış, artan cinayetler, pedofili suçları vs… bu çerçeveden bakınca önünüzde ülkenin 15-20 yılını değerlendirecek veriye sahipsiniz. Toplumun son yıllardaki ruh halini nasıl yorumluyorsunuz?

Toplumun ruh haline baktığımızda, toplumu oluşturan insanların bireyselliğe itildiğini görüyoruz. İnsanlarda İdealizm yok olmuş, toplumsal bir arada yaşama değerleri yok edilmiş. Toplum, bu noktaya kısa vadede gelmedi elbette, uzun vadede getirildi. Toplumun yıllarca meydan getirdiği olumlu değerleri yok edilerek, yoksulluğu derinleştirip bunu da kullanarak, bilimsel eğitimle, düşünen, sorgulayan nesil yerine, itaat eden, biat eden toplum kültürü yaratıldı. Tabii ki bu vatandaşımızı da etkiliyor. Yaşadığımız toplum içindeki kavramların içinin boşaltılması, değerlerin yok edilmesinden bizler de etkileniyoruz ve olaylara bireysel menfaat üzerinden bakıyoruz. Bizim en büyük çıkmazımız da bu oluyor. İnsanlar artık şu gözle bakıyor, ‘parti ya da mücadele ettiğim alan bana ne veriyor, ne fayda sağlıyor’. Tabi ki bir fayda sağlaması gerekiyor. Ancak öncelikle toplum yararına olması gerekir. Bireysel faydacılık ön planda olunca büyük sorunların çözülmesinin önündeki en büyük engeli teşkil etmiş oluyor.

Mesleğinizden bahsedelim, okuyucularımız sizi yakından tanısın istiyoruz. Tedavi eden bir alanda yer almak hayatınıza bakışınızı nasıl etkiliyor?

Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden 1985 yılında mezun oldum. 1990 yılından bu yana da Bozyaka Zincirlikuyu’da eczacılık yapmaktayım. Birinci basamak sağlık hem de hizmet sektörü diyebileceğimiz, insanlarla iç içe yaşadığımız bir iş yapıyoruz. Mesleğimi icra ettiğim bölge daha çok Karabağlar’da muhafazakâr kesimin yoğun olduğu bir bölge. İşimi yaparken dünyaya bakış açımı, yaşam biçimimi inkâr etmedim. Neysem olduğum gibi yaşadım herkese insan odaklı hizmet vermeye özen gösterdim. Gelen insan zaten hasta olduğu için mağdur. O insana sadece raftaki ilacı alarak vermek değil, onlarla doğru iletişim kurarak ‘daha da nasıl yardımcı olabiliriz’ felsefesi ile yaklaşarak güven, doğru bilgi ve çözüm odaklı baktık. Siyaseti de, malzemesi insan olduğu için aynı şekilde yapmaya çalışıyorum. Bu ülkede yaşayan herkesin her bireyin daha yaşanılabilir bir ülke olması için taşın altına elini koyması gerektiğini düşünüyorum. Siyaset benim aşım işim değil aslında. Belli bir yaşam standardım belli bir gelirim, ekonomik özgürlüğüm var. İki çocuğum meslek sahibi kendi işlerini kurdular. İnsanlar siyaseti farklı anlamlarla yapıyor. Siyaseti ‘Acaba oradan bir rant sağlar mıyım, çocuğuma iş bulabilir miyim?’ diye düşünenler çoğunlukta. Ülkemizdeki ekonomik koşulların durumuna bakınca bunları düşünmeleri de en doğal hakları buna da bir şey diyemiyorum. Bizi yönetenlerin bu toplumdaki insanların yaşamını idame ettirmesinin alt yapısını oluşturmak zorunda. Yani onlara iş alanı, istihdam alanı yaratması gerekiyor, ama maalesef bizlerde eğer siyasi olarak kendi tarafı ise iş buluyor artık geri kalanları ise gittikçe yalnızlaşıyor, umutsuz ve ruh hali bozuk bir toplum haline getiriyor. Bu da örgütlü yapıyı yok ediyor, insanların güce tapma ve gücün yanında yer almasına neden oluyor. Günümüzde depresyon ilaçları çok fazla kullanılmaya başlanan bir toplum haline geldik. Bunun tabii ki bir çok nedenleri var. İnsanların aşı işi yoksa düşünebilecek, sorgulayabilecek bir hayatı olmuyor ki. Onun tek hayali ‘hayatımı nasıl idame ettirebilirim, ihtiyaçlarımı nasıl karşılayabilirim’ oluyor. Burada bize düşen de toplumu; giyimi, yaşam biçimi, dini inancı, etnik kökeni ne olursa olsun hepsine saygı duyarak asıl çözmemiz gereken noktanın yoksulluk olduğunu yani üretme yönelik ekonomik temelli çözümlerin olması gerektiğini unutmamak gerekir. Hak-hukuk ve adaletin olduğu, adil ve adaletli paylaşımın esas alındığı üreten bir ekonomik yapı ile bilimsel ve çağdaş eğitime dayalı nesiller yetiştirmekten geçeceğine inanıyorum..

Karabağlar İzmir’in belki de en yalın fotoğrafı. Her ekonomik ve sosyal çevreden insanın yaşadığı bir ilçe… Siz nasıl tanımlıyor ve görüyorsunuz Karabağları?

Karabağlar nüfus bakımından İzmir’in en büyük ilçesi... Tam olarak Anadolu mozaiğidir. Karabağlar 81 ilden göç alan hatta Suriyeli vatandaşların da büyük oranda yaşamını sürdürdüğü bir ilçemiz. Farklı şehir ve bölgelerde gelerek demokrasi ve hoşgörü kenti olan İzmir'imiz de İnsanlarımız ilçemizde barış içinde birbirine saygılı birlikte yaşama kültürünü benimseyerek yaşamaktadırlar. Hatay bölgesinde yaşayan insanların yaşam standardı ve kültürel düzeyleri belki daha farklı olabilir. Perifere doğru gittiğimizde çarpık yapılaşmanın olduğunu, ekonomik olarak daha düşük düzeylerde olduğunu görmekteyiz. Buralarda muhafazakârlık itaat ve biat kültürünün daha çok hâkim olduğunu gözlemleye bilmekteyiz Sorgulama, araştırma olmayınca birilerinin anlatımı ile toplum yönleniyor. Tabi ki birikmiş sorunlarımız var. İşsizliğin en çok görüldüğü yerdeyiz. İş alanlarının az olduğu işsizliğin yoğun olduğu ilçedeyiz. Evet, yerelde iktidardayız ama yerelin insanların işsizlik sorununu çözemediğini anlatmakta zorluk çekiyoruz. Üretim alanlarına baktığımızda mobilya sektörü ilçemizde ancak seri üretim yapıp katma değer yaratamıyor. Merdiven altı, sigortasız iş yerlerinin çok olduğu, çocuk işçilerin, Suriye’den göç edenlerin ağırlıkla yaşadığı bir ilçe Karabağlar.

Karabağlar’ın birçok unsuru bir arada barındırmasının belki de en büyük nedeni ilçenin sınırlarından kaynaklanıyor. Yıllar önce yerel seçimlerde merkezden iki ilçe çıkarmak isteyen AKP, Bayraklı ve Karabağları adeta zorla meydana getirdi. Sonuçları neler oldu bu çalışmanın AKP ne durumda?

Bir kere ilçenin sınırları oluşturulurken ‘biz buranın sınırlarını nasıl oluşturursak yerel seçimde yönetimi alırız?’ anlayışı ile belirlenmiş. Kent merkezinin bulunmadığı, soysal kültürel alanların olmadığı, sadece ve sadece siyasi olarak burayı ben nasıl ele geçiririm mantığı ile meydana getirilmiş bir yer Karabağlar. Ve bu tabi ki tutmadı. AKP ilçede iktidar olamadı, her seçimde ikinci sıraya düştü. Son referandum seçiminde de AKP’nin istediği ‘Evet’ ilçemiz seçmenin yüzde 35’i tarafından tercih edildi. Yüzde 64.60’lık büyük bir seçmen referandumda ‘Hayır’ dedi.

Referandumda yüzde 65 ‘Hayır’ çıktı bunu biraz anlatır mısınız? İlçedeki hayır cephesinin tek bir merkezden ortak irade ile çalıştığını duyduk, gözlemledik.

Referandumun yapılacağı tarih belli olur olmaz, hemen ilçe örgütü olarak çalışmalarımıza öncelikle bizden önce partimizde görev yapmış, İlçe Başkanları, İl başkanları, il yönetim kurulu üyeleri, Belediye Başkanı, meclis üyeleri, İlçe yönetim kurulu üyeleri gibi değişik kademelerde görev yapan arkadaşlarımız ve kanat önderi partililerimizle birçok toplantılar yaparak öneri ve görüşlerini aldık... Sonra bir danışma kurulu ve İlçe Başkanın başkanlığında bir referandum yürütme kurulu oluşturduk. Genel merkezimizin ve il örgütümüzün de belirlediği stratejileri de dikkate alarak öncelikle bir plan program dâhilinde çalışmayı prensip edindik.

Biz Karabağlar ilçe başkanlığı olarak göreve geldiğimizde hayata geçirmeye kararlı olduğumuz en öneli şeyin sandık çevresi örgütlenmesi olacağına kara vererek bunu hayata geçirmeye çalıştık. Sandık örgütlenmesi diğer adıla sokak örgütlenmesini mahalle çalışma grubunda görevli arkadaşlarımız her sandık çevresi ve onun kapsadığı sokaklarda sorumlu olarak görevlendirdik. Ve bu arkadaşlarımıza gerekli parti içi eğitimi de vererek alanda çalışmanın ön koşulu olan bilgi ve doğru iletişimle nasıl hareket edeceğimizi anlattık. Biliyoruz ki mahallesini sokağını en iyi tanıyan insanın orada oturanın olduğundan hareket ederek yol haritamızı oluşturduk. Bu doğrultuda coğrafi ve nüfus büyüklüğünü göz önüne alarak 56 mahalle ve iki köyden oluşan ilçemizi 6 bölgeye ayırdık. Her bölgeden sorulu ilçe yönetim kurulu üyesi, kadın kolları yönetim kurulu üyesi, gençlik kolları yönetim kurulu üyesi, meclis üyesi arkadaşımızı görevlendirdik. Oluşturduğumuz yürütme kurulunu kendi arasında görev dağılımı yaparak plan- program yapan, demokratik kitle örgütleriyle çalışma ve toplantılar oluşturan ve mahallerdeki çalışmaları, gerekli toplantıları yaparak rapor halinde başkanlığımıza getirecek olan örgütlenmeden sorumlu başkan yardımcısının başkanlığında örgütlenme komisyonu oluşturduk. Örgütlenme komisyonumuz mahalle çalışma gruplarını mahalle sorumlularımız aracılığıyla mahalle mahalle toplayarak bilgilendirdi onlara gerekli doküman ve çalışma şekli anlatılarak çalışmaları sağlandı. Bu çalışmalar bir kadın bir erkek olmak üzere birebir ev ziyaretleri yapılarak, sürekli raporlar halinde takip edildi. Karabağlarda gezmediğimiz sokak, çalmadığımız kapı sıkmadığımız el kalmayacak şekilde yapılması öngörülerek çalışıldı. Çalışmalarını tamamlayan mahallerdeki arkadaşlarımızda bir havuz oluşturarak çalışma grubunun oluşmadığı veya eksik kaldığı mahallelerde takviye yapılmasını sağladık. Çalışmalarımızda ikinci bir stratejik çalışmada; MHP’nin 50 ve üzerinde oy aldığı sandıkları ve denk gelen mahallelerin sokaklarını (160 sokakta 800 sandık) tespit ederek aynı şekilde hane ziyaretleriyle özel çalışmalar yaptık. İlçemizde Kadın kollarımız ve gençlik kollarımızla çok uyumlu bir şekilde sinerji yaratarak çalıştık. Belediye Başkanımız ve meclis üyelerimizle de tam bir dayanışma ve koordinasyon içinde çalışmalar yürüttük. Diğer bir çalışmamızda ilçemizin ana arterlerinde Milletvekillerimizin, Belediye başkanımızın katılımıyla esnaf ve kahve ziyaretleri şeklinde oldu. AKP’nin gittiği yerlere arkalarından biz de gittik. Geneline baktığımızda AKP Karabağlar’da çok karşılık bulmadı. Pazarlarda, sokaklarda mahallelerde büyük tepki ile karşılaştılar. Bir de onlar bizler gibi gönüllülük temelli çalışmadı. Öğrenciler bir harçlık karşılığı ‘Evet’ broşürlerini dağıttı. AKP burada da sokağa çıkamadı yani. Referandum sürecinde bizim dışımızdaki ‘Hayır’ kesimleri ile çok güzel iletişim kurduk. Koordineli bir çalışma ile Haziran Hareketi, Halkevleri, Hayır ve Ötesi, hayır diyen diğer partilerle, yöre hemşeri dernekleri ile demokratik kitle örgütleri ile çalıştık. Genel merkezimizin de stratejisi doğrultusunda partili kimliğimizi ön plana çıkarmadan çalıştık. Tüm çalışmaları siyasi kimliklerimizi bir kenara bırakarak, ülkede yaşayan bir yurttaş olarak yaptık. İnsanlarla birebir görüştüğümüzde ‘Evet de deseniz hayır da deseniz saygı duyuyoruz ama gelin birbirimizi anlayarak, saygı çerçevesinde bu anayasa değişikliğinin bizlerin geleceği, çocuklarımızın geleceği ve ülkemizin geleceği için ne gibi değişiklikler getireceğini konuşalım’ şeklinde yaklaştık. Bu bir sıradan yasa değişimi olmadığını bir rejim değişikliğini getireceğini, kişi ve partilerle ilgisi olmadan yetkilerin tek elden toplanacağını, ortak akılla anlatmaya çalıştık. Karşılığın bulduğuna inanıyoruz. Yüzde 65 Hayır oyu çıktı. CHP’nin oyu ilçede yüzde 41’di, üzerine HDP, muhalif MHP’lileri de ekledikten sonra yüzde 4 kadar da oyun AKP tabanından Hayır’a geldiğini tespit ettik. Burada ‘Hayır’ diyen önemli bir seçmene sahip olduk ve gelecek için insanlarımızın daha sağlıklı düşünebilecek ortak hareket edebilecek bir birlikteliği sağladık. Bu önemli bir kazanım olduğunu düşünüyoruz.

Referandumda kurduğunuz Hayır cephesi ile herhangi bir sorun yaşadınız mı peki, yani bundan sonra da bir araya gelmenin koşulları var mı?

Hayır, hiçbir sorun yaşamadık, birlikteliğimizi referandum sonrasında da sürdürdük hala görüşüyoruz. Bizim artık toplumsal muhalefeti örgütlememiz gerekir ve bunu da örgütlerken farklılıklarımızı ön plana çıkaran değil farklılıklarımızı kabul ederek ama bir de bir araya geldiğimizde insan devşirme mantığı ile değil asıl hedefe odaklanarak Hayır’ı büyüten, tek adam rejimine karşı demokrasiyi, barışı, bir arada yaşama kültürünü nasıl sağlarız onun çabasını göstermemiz gerekiyor. İnsanlarımızı ayrıştırmadan, ötekileştirmeden, giyim kuşamına, yaşam biçimine, inancına, kültürel yapısına bakmadan, saygılı, asıl temel konunun bizi yönetenlerin bize daha iyi bir yaşam biçimini sunabileceğinin sorgulaması gerektiğini konuşuyoruz. Referandum sürecinde oluşturduğumuz cephe ile görüşmelerimiz bu temelde devam ediyor, sonuna kadar da tüm bileşenler olarak sürdürme kararlılığındayız.

Toplumsal muhalefet iyi örgütlendiği zaman neleri başarabildiğini zeytincilik ve meralar ile ilgili yasanın, çocuk gelinlerin yolunu açan erken evlilikleri onaylayan yasanın geri çekilmesinde gördük. Referandumdan sonra daha pek çok hak gaspına yol açacak ve tek adam rejimini yasal hale getirecek yasal çalışmalar olacaktır. Aslında Hayır yeni mi başlıyor ne dersiniz?

Referandum sonucunun meşru olmadığını düşünüyoruz. Hayır Bileşenleri olarak bizler Hayır’ın yeni başladığını düşünüyoruz, Hayır asıl şimdi başlıyor. Partinin ilçe danışma kurulu toplantısında tüm hayır bileşenleri ile toplantı yaptık, çemberi daha da çoğaltarak çalışma yapmamız gerekiyor. Eğer toplumun her kesiminde örgütlü bir yapı varsa burada hak aramak mümkün olabiliyor. Bu örgütlülüğümüzü daha geniş tabana yayarak çoğaltmamız gerekiyor. Yatay örgütlenmeyi daha da genişletip dikeyi de harekete geçirmemiz lazım.

Karabağlar’ın muhafazakâr kesimi İzmir’deki diğer ilçelere göre daha fazla görünüyor. Onlarla birebir görüştüğünüzde Hayır’a yaklaşımları nasıl oldu?

Çok az bir kısım insan iletişime kapalıydı, ‘Referandum ne getirirse getirsin, Erdoğan ne diyorsa doğrudur, hiç konuşmaya da sorgulamaya da gerek yok’ diyordu, bir kısmı da iletişime açıktı. İletişime açık olan muhafazakar kesime (MHP seçmeninin de olduğu) biz direk anayasa değişikliğini anlattık. Bunun direk bir rejim değişikliği olduğunu, var olan parlementer sistemin kökten değişimi olduğunu anlattık. Bizleri dinlediler, iyi bir iletişim kurabildik. Eğer o insanlara aynı şekilde gidersek iletişime açık olacaklarını gördük. Seçimin ardından hemen1 Mayıs’ta biz alanlara gitmeden gençlik kollarımızla sanayiye gittik. Bizleri iyi karşıladılar,’ seçim yok ama bizi görmeye geldiniz bayramımızı kutladınız’ dediler. Mücadeleyi yerinde, sürekli ve sokakta vermemiz lazım.

Belediyenin çalışmalarını yakından takip ediyorsunuz, başkanı da neredeyse hiç yalnız bırakmıyorsunuz, ilçeye dair planlanan makro projelerden biraz bahseder misiniz?

Karabağlar belediyemizin çalışmaları ayağı yere basan, kalıcı işler. Bir imar revizyonu ile ilçe planlandı. İlçemiz siyasi hesaplarla ortaya çıkarıldığı için pek çok eksiğimiz var. Kentin meydanı, kültürel anları yok. Etkinlik alanları yok. Sosyal ve kültürel alt yapımız çok eksik. Bunlar olmadan insanları bir araya getirme koşullarını sağlamak çok zor. Belediyemiz bu eksikleri planlı şekilde gidermeye çalışıyor. Büyükşehir belediyemizin yerinde ve yüzde yüz vatandaşla uzlaşarak yaptığı kentsel dönüşümün yanında belediyemizin de yapacağı bir gençlik merkezi projesi var. Tribünlerin de olacağı, futbol sahası, yüzme havuzları, buz pateni olduğu ve dernek ile spor kulüplerinin de bir arada olduğu bir merkez tasarlanıyor. Hazine ile ilgili mülkiyet sorunu var, hazine onu devretmediği için proje bekliyor ne yazık ki. AKP’de ilçemizde bir kentsel dönüşüm yapıyor ancak nasıl yapıyor, halka rağmen. İzmir büyükşehir Belediyemiz de yapıyor ama tam mutabakatla. Başbakan referandum döneminde geldi temel attı. Vatandaşa anlattık bunu, halk boş araziye temel atıldığını bilmiyor. Kentsel dönüşüm için seçilen boş araziyi 100 trilyona kamulaştırdılar. Sonra yüzde 30 kat karşılığı birilerine verdiler. Adına kentsel dönüşüm dediler, kime göre dönüşüm, bunu ne için yaptılar? Ruhsatı imar durumunu belediyelerden almadan çevre bakanlığından hallederek kentin dokusunu düşünmeden sadece masa başında rant düşünülerek yapılan bir kentsel dönüşüm. Şu anda da hiçbir hareket yok. Töreni yapıldı, öylece bekliyorlar.

Pek çok sorun var ilçede, sizce en önemlileri nedir?

En önemli sorunumuz işsizlik, ilçemizde istihdam alanları kısıtlı. İmar sorunu bir diğer önemli sorunlarımızdan, yeşil alanları artırmak, sosyal kültürel alanlar açmak, sağlıklı yapıların meydana çıkmasını sağlamak, kaldırımları düzenlemek için imar düzenlemesi şarttı. Belediyemiz bu yılsonuna kadar bitirmek üzere. Yeni imar planı çok önemli kentsel sorunların çözümü olacak.

İzmir verdiği verginin 5’e birini alıyor. Bu ilçede nasıl hissediyor?

Karabağlar ilçe olarak nüfusuna oranla geliri düşük bir ilçemiz. 500 bin nüfusumuz var aşağı yukarı ama bütçemiz 175 milyon civarında. Konak’ın nüfusu bizden daha düşük ama geliri 40 milyon daha fazla. Zaten genel olarak buradaki yaşayan insanların gelirine bağlı olarak belediyenin geliri de düşük. İlçenin yapısından kaynaklı iş alanları da kısıtlı, daha çok konut var ve emlak değerleri de düşük olduğu için ilçenin geliri düşük. OHAL’den sonra KHK’lar ile iller bankasındaki kesintilerimiz de arttı, gelirimiz son bir yılda daha da düşmüş oldu.

Hayalinizde nasıl bir Karabağlar canlanıyor, gözlerinizi kapattığınızda neler görüyorsunuz?

Hayalimdeki Karabağlar’da buradaki yaşayan insanların çok rahatlıkla gidip dinlenebilecekleri sosyal alanlar var, yaşlıların sohbet ortamı bulacağı, suların aktığı, çocuklarımızın oynadığı parkların olduğu, gençlerin vakit geçirebileceği sosyal kültürel alanların olduğu, oksijeni bol bir ilçe hayal ederdim. Bunu hayata geçirmek çok kolay değil. Sadece yerel yönetimlerin yapabileceği meseleler değil. Merkezi hükümetin mutlaka içinde olması lazım. İstihdam yaratacak büyük projeler lazım., çok fazla işsizimiz var. Kooperatifleşmemiz gerekiyor. Sadece inşaat alanı üzerine, tüketen bir ekonomi sağlıklı sonuçlar ve sağlıklı kentler yaratmıyor ne yazık ki. Mobilya sektörümüz var ama lojistik alt yapı sorunu var orada da. Büyük çalışmaları yerel yönetimler tek başına yapamıyor ne yazık ki.

CHP bir adalet yürüyüşü başlattı, son olarak tüm ülke gündemini yakından ilgilendiren bu yürüyüşe ve sürece dair neler söylemek istersiniz?

Ülkemizde gelinen durum itibariyle; özellikle 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra bu başarısız darbe girişimiyle mücadele adı altında OHAL ilan edilerek KHK'lerle kendinden olmayan muhalif gördüğü toplumun bütün kesimlerini hak-hukuk adalet dinlemeden sindirme, yok sayma ve ötekileştirerek korku imparatorluğu oluşturulmaktadır. Gazeteciler, halkın oylarıyla seçilen parlamenterler, akademisyenler, sanatçılar bir bir tutuklanarak işinden ekmeğinden, mesleğinden edilmiştir. Hakkını aramak için bireysel hak mücadelesi olarak açlık grevinde bulunan akademisyenler tutuklanarak ölüme terk edilmişlerdir. En son İstanbul milletvekilimiz Enis Berberoğlu haksız ve adil olmayan bir şekilde yargılanma sonucu tutuklanmıştır. Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu artık bıçak kemiğe dayanmıştır diyerek Ankara Güven Parkta başlayarak İstanbul Maltepe ceza evine kadar  adalet yürüyüşü başlatmıştır. Tek amacı ülkece yaşanan adaletsizlikler ve haksızlıkların son bulması ve birlik, barış ve kardeşlik içinde yaşayacağımız bir toplumsal yapının tesis edilmesidir. Bizlerde sonuna kadar Genel Başkanımızın arkasındayız.  Başlatmış olduğu bu Anadolu  #ADALET ateşine destek ve güç vermek amacıyla İzmir İl örgütümüzün başlatmış olduğu İzmir’den başlayarak İstanbul’da Genel Başkanımızla buluşacak  adalet yürüyüşüne katılarak örgüt olarak gerekli desteği vermekteyiz. Bu kutlu mücadele başarıya ulaşana kadar artarak devam edeceğine inancım tamdır. Zafer direnenlerin ve umudunu yitirmeyenlerin olacaktır.

Yorumlar (0)
banner96
banner178
16°
açık
Günün Karikatürü Tümü
Anket Tümü
İstanbul hezimetinin ardından AKP iktidarı erken seçime gider mi?