‘Bu stadın oturakları tüm renkleri barındırıyor’

CİHAN SAMGAR / ÜMİT KARTAL - İZ DERGİ Göztepe 14 yıllık Süper Lig hasretini sona erdirince, İzmir de yıllar sonra ‘zafer’ duygusunu yaşadı. İzmir ve futbol denilince akla önce maalesef ‘rekabet’ ve ‘stat sorunu’ geliyor. İki konu...

08 Temmuz 2017, 15:58 Ümit Kartal
‘Bu stadın oturakları tüm renkleri barındırıyor’

CİHAN SAMGAR / ÜMİT KARTAL - İZ DERGİ

Göztepe 14 yıllık Süper Lig hasretini sona erdirince, İzmir de yıllar sonra ‘zafer’ duygusunu yaşadı. İzmir ve futbol denilince akla önce maalesef ‘rekabet’ ve ‘stat sorunu’ geliyor. İki konu başlığı için de uygun özel bir isimle konuştuk: Olgun Atila.

Başkan bizi, Bornova Belediyesi’ndeki ‘makamı’nda konuk etti. ‘Makam’ dediğimize bakmayın, masa yok, makam koltuğu yok, isimlik vs yok, hiyerarşik bir dizilim yok. Belki de bu bakımdan Belediye Başkanları arasında en güzel ‘makam’ Bornova Belediye başkanının makamı… Okuyacağınız ‘yarım kalmış’ bir röportaj. Başkandan sözünü aldık, devamını geciktirmeden sizlerle buluşturacağız. Siz aklınıza gelen diğer soruları da iletin bize, röportajın ‘ikinci devresi’ni birlikte yapalım. İyi okumalar…

Üç büyük şehrin belediye kökenli kulüpleri var. Osmanlıspor, Başakşehir gibi… Bunlar taraftarsız kulüpler ve inanılmaz hükümet desteği ile büyük stadyumlara sahipler. İzmir’in ise taraftar desteği yüksek, asırlık köklü kulüpleri var, stadyumları yok. Şimdi bir tanesi Bornova Stadyumu’nda maçlarını oynayarak Süper Lig’e yükseldi. Neden İzmir Stadyumsuz? Bundan sonra ne olacak?

Stadyumlarla ilgili diğer kentlere gittiğimizde stadyum ve spor komplekslerini görüyoruz. Bunlar neden İzmir’de yok? Bunu oturup düşünmek gerekiyor. İzmir’imiz ödediği vergi ile cumhuriyete ve devletine bağlılığı ile her zaman sadakatini ve üretimdeki katkısını gösteriyor. Ama bunu maalesef özellikle spor anlamında ayrıca kültür ve sanat anlamında da göremiyoruz. Hükümet tarafında sporda bir metrekare hizmet alanı yok. Dolayısıyla bu İzmir’in değil, hükümetimizin eksikliğidir. Az önce ifade ettiğim gibi bizler, İzmirliler vergimizi ödüyoruz ve hak ettiğimiz stadyumları, spor komplekslerini istiyoruz. Bugün İzmir’de Bornova Stadyumu, Bornova ve Büyükşehir Belediyesinin katkılarıyla ortaya çıkmış, hizmete açılmıştır. Geçtiğimiz 2016-2017 sezonunda hem Göztepe’ye hem de Altınordu’ya ev sahipliği yapmış ve başarılı bir sezon geçirmiştir. Bu mütevazı stadımız sayesinde spordaki bu durağanlık olumlu bir şeye dönüşmüştür. Ben bunu şuna benzetiyorum; biliyorsunuz Türk Sinema tarihinde bir dönem boş geçildi, ama Eşkıya filmi ile yeniden Türk seyircisi Türk sinemasını izlemeye ve sektörün yeniden canlanmasını sağladı. Bugün bölgemizdeki bütün ülkeler bizim filmlerimizi ve dizilerimiz izlemekte, bu anlamda önemlidir. Bornova Aziz Kocaoğlu Stadyumumuzda İzmir’deki stat sorunun çözümünde öncü görev görmüştür. Bu stadyum sayesinde İzmir’de stadyum yapılabileceği daha net bir şekilde anlaşılmıştır. Başarılı bir şekilde çıkması da bizi ayrıca mutlu etmiştir. Yaklaşık sekiz ay önce de dile getirdiğim gibi bu stadyum bittikten sonra bu stadyum sayesinde İzmir’de çok kısa süre içerisinde en az beş stadyum yapılacak, yapılmak zorundadır. Artık İzmirliler bu gerçeği gördü ve hükümet de buna duyarsız kalamayacak. Hem Karşıyaka’ya hem Göztepe’ye hem de Altay Alsancak Stadı ve bunların dışında da iki tane daha büyük, 35 bin kişilik, ulaşım sorunlarını aşmış kentin o bölgelerinin de gelişimine önemli katkılar sağlayacak stadyuma ihtiyaç var. Ayrıca Atatürk Stadının yeniden yapılması, güçlendirilmesi de gerekebilir. Bunlar az değil, daha çokları da yapılmalı. Çünkü gelişmiş ülkelerde ufacık kulüplerin bile, amatör takımların bile pek çoğunun stadyumu olduğunu görüyoruz. Spora, kültüre ve sanata yapılan yatırımlar esasında geleceğimize, çocuklarımıza yapılan en büyük yatırımlardır. Onların hem kötü alışkanlıklarından kurtulması hem de kentin yeni hedefler koyması için önemli noktalar olduğunu görüyorum. Tabi stadyum sadece sportif anlamda günlük bu sene şampiyon oldu ‘gitti, geldi’nin dışında oradaki çocuklar için bir umut. Ama onun da ötesinde o bölgenin kentsel dönüşümüne en çok artı sağlayacak önemli bir dönüşüm olduğunu görüyoruz. Dönüşümün kıvılcımı olduğunu görüyoruz. Doğanlar’da gördük, çevresinde gördük. Altındağ’da spor kompleksimiz var, yaklaşık 20 milyon lira değerinde, yine Büyükşehir Belediyemiz ile birlikte gerçekleştirdiğimiz. O bölgelerdeki insanların sosyal, kültürel yaşamına büyük katkı sağladı, kentin ekonomisine büyük katkı sağladı. Bir taraftan kentin ekonomisine ve esnafına katkı sağlarken diğer taraftan da o bölgelerin doğru ve sağlıklı gelişmesi için çok önemli, çünkü kentsel dönüşüm sadece bina yapmak, gökdelen yapmak değildir. Yeni rekreasyon alanları, spor merkezleri, statlar sayesinde de o bölgenin yaşamına da önemli katkılar sağladığını görüyoruz. Ve bundan da büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Tabi sizin de ifade ettiğiniz gibi Ankara ve İstanbul’da iki kulüp Başakşehir ve Osmanlıspor taraftarı olmayan, esasında geçmişi olmayan ama bu anlamda destek görmüş ve liglerde olan takımlar. Oysaki bugün Ankaragücü, Ankara’nın takımı, yine Türkiye’de önemli yerlerde oynamış Göztepe, İzmirspor, Karşıyaka, Altay gibi kulüplerimiz, Türkiye’nin yine farklı yerlerinde Sakaryaspor, bunlar önemli kentlerin önemli kulüpleri. Esasında bu anlamda da bu takımların eskiden olduğu gibi bu takımların hak ettiği liglere dönmesinin de önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü sadece paralarla belli imkânlarla kurulan kulüpler taraftar desteğini alamıyor. Taraftar desteği için de belli bir geçmişi, belli bir hikâyesi, belli bir başarısı, üzüntüler ve sevinçlerin de içinde yoğrulduğu, önemli bir bileşkenin olduğu bir kulüp olarak, bir camia olarak ortaya çıkıyor. Tabi bu camialarında bundan sonraki yaşamlarında mümkün olduğunca en centilmence farkını kalitesiyle, projeleri ile gençlere, kadınlara, engellilere gösterdikleri farklı sosyal projelerinin de önümüzdeki günlerde daha iyi olacağına yürekten inanıyorum.

Bornova Stadyumu’nun kapasitesi büyütülecek mi?

Evet, Bornova Stadyumumuz büyütülecek. Bununla ilgili projemiz hazır. Göreve ilk geldiğimiz günden beri zaten projemiz sürekli büyüyor. Bu da 4. etabı. Projemiz tamamlandığında stadyum dışında bir spor kompleksi, 7/24 yaşayan bir alan olacak. Burada futbol müzesi olan, 300 kişilik konferans salonu olan, kültürel faaliyetlerin de yapılabildiği önemli bir değer olacak o bölge için. Kapasitesi de artacak, 11500’e çıkacak. Stadyumumuz yarattığı ambiyansla, ortaya koyduğu seyirci baskısıyla, çok önemli başarılara imza atılmasında, hem Göztepe’ye hem de Altınordu’ya önemli katkı sağladı. Bu ambiyans yaratılırken her iki takımımızda, altını çizerek söylüyorum, hiç seyirci cezası almadan sezonu tamamladılar. Göztepe çok köklü bir kulüp, taraftarı da çok heyecanlı ve ateşli ama sezonu çok akılcı bir şekilde sadece takımına destek olarak, İzmir’e, İzmir insanının hoşgörüsüne yakışır bir şekilde hiç ceza almadan tamamlaması da gerçekten önemli. Çünkü sahanın tribünlere yakın olmasından dolayı emniyet güçlerinde bir takım kaygılar vardı. Bu kaygıların hepsi ortadan kalktı. Stadyumumuzla ilgili son olarak şunu da belirtmek isterim. Stadyumumuzun her aşaması bir düşünce ürünüdür. Özellikle stadımızın tamamının ortaya koyduğu profil barışı temsil etmektedir. Dolayısıyla stadyumumuzdaki oturaklar bütün renkleri barındırıyor. Sadece bir takımın ya da bir kentin rengini değil bütün renkleri içinde barındırıyor. Biz burada Bornovalılar olarak bütün takımlara ev sahipliği yapmaktan, iç saha takımı ya da deplasman takımlarına ev sahipliği yapmaktan oldukça memnunuz. Türkiye’de futbolun ilk oynandığı kent olan Bornova’da yeniden bütün takımlarımıza ev sahipliği yapmak istiyoruz. Ve bu sportmenliğin, fairplayin, ev sahipliğinin getirdiği duruşu da tam anlamıyla gerçekleştirerek burada bütün maçların huzurlu ve barış içerisinde olmasını istiyoruz. Çünkü bu ülkenin en çok ihtiyacı olan şey barış ve adalet. Dolayısıyla biz bunu yapmış olduğumuz projelerde ortaya koymaya çalışıyoruz.

Göztepe taraftarının size özel bir sevgisi var. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Göztepe camiasına ve taraftarına çok teşekkür ediyorum. Sporu seviyoruz ve maçlara gidiyoruz. Onun dışında her alanda çözülebilecek ne varsa samimiyetle bunu ortaya koymaya çalışıyoruz. Bunun da getirdiği karşılıklı bir iletişim var, bu da bizi çok mutlu ediyor. Biz görevimizi yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz. Sadece Göztepe değil tüm kulüplerimize samimi olarak katkı sunmaya çalışıyoruz, maçlara gidiyoruz. Ve elbirliği ile bu sportmenliği, fairplaye yakışır bir şekilde götürmek lazım. Hep verdiğim bir örnektir; Türkiye’de yaşamış efsaneler var. Bunlardan biri Süleyman Seba. Beşiktaş’ın efsanevi ve onursal başkanı… Bu efsane başkanlık onun maddi gücünden kaynaklanmıyor. Onun mütevazılığından ve beyefendi kişiliğinden kaynaklanıyor. Rakiplerine karşı kullandığı üslup ve dilden, iletişimden kaynaklanıyor. Süleyman Seba rakiplerinden bahsederken hep “kıymetli rakiplerimiz” diye bahsederdi. Bu çok önemlidir. Yine Türk futbolunun efsane ismi hemşerimiz Metin Oktay, Galatasaray’da efsane olmuş, gol kralı olmuş bir isim. En son jübile maçında ezeli rakibi Fenerbahçe’nin efsane kaptanı Can Bartu ile formalarını değiştirip bir süre rakip takım formlarıyla mücadele etmişlerdir. Metin Oktay Fenerbahçe, Can Bartu ise Galatasaray forması giyerek belki de milyonların yetemeyeceği bir olay gerçekleştirmiş oldular ve fairplaye yakışır bir şekilde alkışlar içerisinde bu süreyi tamamladılar. Ayrıca eskiden taraftarlar maçlarda karışık oturuyorlardı. Esasında böyle bir noktaya gelmemiz lazım. Bizim ayrı ayrı oturup, birbirimize kötü söz söyleyerek yol alınabileceğine inanmıyorum. Hepimiz bazı renkleri daha çok seviyor olabiliriz. Ama önemli olan bunun ilerleyebilmesi için samimi katkı koymak gerekmektedir. İzmir ve Bornova insanlarının buna yatkın olduğunu düşünüyorum. Bu konuda da biz sadece sportif başarıların dışında, bu tip organizasyonlarla ve uygulamalarla bunu başarabileceğimizi düşünüyorum.

Bornova öğrenci kenti. Belediyenizin kampüsle aranız nasıl?

Öğrenci arkadaşlarımızla ve öğretim üyelerimizle aramız çok iyi. Göreve geldiğimiz ilk günden beri aynı dili konuşuyoruz. Bu kentin yönetimini birlikte sağlıyoruz. Biz her alanda ortak aklı bütün projelerimizde hayata geçiriyoruz. Bu bizim için çok önemli, bu bizim yönetim şeklimiz, yaşam biçimimiz. Hayatımızın her alanında bunu uyguluyoruz. Üniversite öğrencilerimizin hem projelerini gerçekleştirmek hem de onların yaşamlarını kolaylaştırmak için yeni projeler hayata geçiriyoruz. Her alanda bunu gerçekleştiriyoruz. Mesela sağlık, spor, eğitim, ekonomi. ‘Dostkart’ projemizle Bornova’da üniversite öğrencilerimiz Bornova esnafından indirimli alış veriş yapıyorlar ve onlara da ekonomik katkı sağlıyorlar. Yine gençlik merkezimizden faydalanan 6000 tane ‘dostkart’ sahibi öğrenci arkadaşımız var. Orada yemek yiyorlar, çay, kahve içiyorlar, çamaşırları yıkanıyor ve kentin kültürel ve sosyal yaşamını birlikte tasarlıyoruz. Öğrenci düşünce kulüpleri ile örneğin Mayıs’ta Gençlik Haftası’nda neler yapabiliriz, birlikte karar veriyoruz. Aklınıza gelebilecek bütün faaliyetleri, yaşamı birlikte tasarlıyoruz. Bu kentte yaşayan insanların, işçilerin, emekçilerin sağlık taramasını üniversite öğrencileri ile birlikte yapıyoruz. Halk sağlığı kongresi yapıyoruz, evde yaşlı bakım hizmetlerini birlikte gerçekleştiriyoruz. Tasarım bölümleriyle mimarlık, şehir planlama, endüstriyel tasarım bölümleri ile kentin tasarımını, parklarını, bahçelerini, planlamasını birlikte yapıyoruz. Üniversitemizle iş birliğimiz devam ediyor ve edecek. Dolayısıyla biz Bornova Belediyesi olarak en büyük paydaşımız üniversitelerimiz, Ege Üniversitesi, Yaşar Üniversitesi ve kentteki Bornova dışında kalan üniversitelerimiz. Pek çok projeyi birlikte hayata geçiriyoruz. Atık pil toplama, geri dönüşüm akla gelebilecek her alanda yaşamı birlikte paylaşıyoruz ve yeni projelerle de kentteki yaşam kalitesini yükseltmeye çalışıyoruz, sorunları birlikte çözüyoruz. Var olan sıkıntıları da birlikte paylaşarak azaltmaya çalışıyoruz.

Bornovalılar belediye ile doğrudan bağ kurabiliyor mu? Bunun kanalları nedir?

Kanallarımız çok güçlü. Bütün telefonlarımız, belediyemiz hatları, sosyal medya anlamında arkadaşlarımız çok etkiniz. Bu etkinlik kentte en az 50 bin kişinin kentin yönetimine katıldığına şahitlik ediyor. Projelerin değişiminde, paylaştığımız projenin bir takım aksaklıklar olabiliyor, eğer bir saha problemi ise o mahallede yaşayan bir kişinin oraya katkısını, önerisini anında değerlendiriyoruz. Bunları da bazen değiştirerek, onların görüşünü alarak yapıyoruz. Değişmemesi gerekiyorsa bunu vatandaşımıza anlatıyoruz. Onlarda bunun neden ve nasıllarını düşünüp sürece katıldıkları için hemen hemen bütün projelerimizde vatandaşın katılımı, sahiplenmesi ve sahiplendikten sonra yaşamasının en büyük artısının yine bu büyük katılımcılık ilkesinin olduğunu düşünüyorum. Çünkü ben mimarım. Mimarlıktan sonra yüksek lisansımı şehir bölge planlamada tamamladım. Orada da sosyoloji dersinde, özellikle bu katılımcılık ilkesi ile ilgili siyasette siyasetçilerin ortaya koyduğu ama yıllardır hayata geçiremediği en önemli şey olduğunu gördüm. Katılımcılık ilkesi, hayata geçirildiğinde, projelerin daha lezzetli olması için, vatandaşın süreçte katılımının artması için en önemli ilkedir. Bu katılım arttıkça özellikle vatandaşlarımız Bornova Belediyesi’nin faaliyetlerinde hem kendilerini buluyorlar hem de kendi projelerini hayata geçirme imkânları oluyor. Bizde dolayısıyla vatandaşlarımızın projelerini hep birlikte, biz algısını güçlendirerek Bornova bizim evimiz diyoruz. Hızlı bir şekilde hayata geçirmek konusunda da şahitlik ediyoruz.

Sizden önceki Bornova Belediye başkanlarından birisi Büyükşehir Belediye Başkanı, birisi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri. Siz yeniden aday mısınız? Politik olarak kendinize dair kurgunuz ne yönde?

Bornova önemli bir merkez. Bu kentten, Bornova’mızdan bir Büyükşehir Belediye Başkanımız, bir parti Genel Sekreterimiz bir de Büyükşehir Belediye Başkan Vekilimiz var, Bornova Belediye Başkanlığı yapmış olan. Biz de bu merkezde şu an bekçilik yapmaktan, burada vatandaşa hizmet etmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bornova insanı gerçekten çok sıcakkanlı ve hoşgörülü, onlara hizmet etmek bizim hayatımızda yaşayabileceğimiz en büyük onurdur. Bu onuru bize yaşatan başta Genel Başkanımıza, partililerimize, bize oy veren vatandaşlarımıza, bize oy vermeyen ama süreci izleyen bütün hemşerilerime de sonsuz teşekkür ediyorum. Hayatım boyunca ve öldükten sonra da en büyük onur bizim için Bornova Belediye Başkanı olmak. Dolayısıyla bu onurla yaşamak benim ve ailem için çok önemli. Süreç içerisinde de yeniden aday olup olmama noktasında da yine önümüzdeki seçimlere yakın, son altı ay kala oturacağız ailemizle, arkadaşlarımızla ve hemşerilerimizle tekrar bir konuşup, anket sonuçlarını değerlendirdikten sonra “tamam mı, devam mı?” ona birlikte karar vereceğiz. Şu an görev süremizi en yoğun şekilde değerlendirip sürece bakıyoruz. Takdir edersiniz ki bu da çok efor isteyen bir süreç.

YSK’nın mühürsüz oyları kabulünden sonra Bornova’da öğrenciler tutuklandı. O günden bu güne, referandumdan adalet yürüyüşüne süreci nasıl görüyorsunuz? Hem bir vatandaş olarak hem de bir belediye başkanı olarak, kaygılanıyor musunuz?

Öncelikle bir vatandaş olarak, iki kız çocuğu babası olarak kaygılarım var, ülkemin geleceği ile ilgili. Bu kaygıları ortadan kaldırmak da hepimizin görevi. Çünkü yeni bir kurtarıcı beklemeyeceğiz, kurtarıcı hepimiziz. Burada yaşayan bütün insanlar, gazeteciler, memurlar, işçiler, öğretmenler hep beraber yaptığımız işi en iyi şekilde yerine getirerek vatanımıza olan borcumuzu ve umudumuzu yeşertmemiz lazım. Vatandaşlarımızın, özellikle İzmir dışında yaşayan bütün hemşerilerimizin ümidi özellikle İzmirliler. Bu sorumlulukla hareket ediyoruz. Yapmış olduğumuz bütün projelerde bu umudu hiç yitirmeden, ülkemize olan aşkımızı hiç yitirmeden daha çok emek vererek, tabi bunlar kolay değil sürdürülmesi zor bir süreç, bunları aşacağımıza ben yürekten inanıyorum. Hiç umutsuzluğa kapılmıyoruz. Mutlaka kaygılarımız var. Bugün ülkenin en büyük problemi adalet ve liyakat. Dolayısıyla yaptığımız her işte bunu ortaya koymamız gerekir. Adaletin olmadığı yerde, siz ne kadar başarılı olursanız olun, hakkaniyetten söz etmek, eşitlikten söz etmek, eşit paylaşımdan söz etmek mümkün değil. Adalet hepimiz için gerekli, dünya görüşü ne olursa olsun. Hepimizin adalete ihtiyacı var ve bu adaleti ortaya koymak içinde sadece sıranın bize gelmesini beklemek veya bu noktada sessiz kalmak doğru bir tavır değil. Yapmış olduğumuz eylemlerde de toplumun %70’ini düşünerek ve bütün insanları kucaklayarak, bizden olsun olmasın herkesi anlamaya çalışarak, empati dilini kullanarak vatandaşlarımızı ikna etmemiz gerekiyor. Daha çok çalışmamı gerekiyor. Daha çok insanımızı kucaklamamız gerekiyor. Bu iletişim dili sayesinde de ümit olacağız, ümit olduktan sonra da ülkenin yönetimini hep birlikte, özellikle gençlerin daha fazla siyasete katılımını sağlayarak, taşın altına elini sokmasını sağlayarak ülkenin yeniden ayağa kalkmasını, adaletin ve hoşgörünün tekrar ortaya çıkması için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu kadar insanın tutuklanması, bu kadar gazetecinin tutuklanması normal bir durum değil. Bu anormal durumdan kurtulmak için de evrensel değerleri kendimize ilke edinmeliyiz. Bu güzel vatandan her şey var. Bu kadar çok bolluğun olduğu, bu kadar genç eğitimli nüfusun olduğu bir yerde, ülkemizin geleceğinden umudu kesmemiz mümkün değil. Ama bu kaygıları da ortaya koyarak yapılan hatalardan da bir an önce dönülmesi gerektiğini her gittiğimiz ortamda ifade etmemiz gerekir.

Hikmet Hanım sizinle beraber, seçildiğiniz günden itibaren her etkinlikle sizinle beraber. Başkanlık serüveninize nasıl katkısı var?

Eşim bana her noktada yardımcı oluyor. Eve gittiğimizde, alanda pek çok şeyi paylaşıyoruz. Gözlemleri benim için çok önemli. Bizim çalışmamız pek çok fedakârlık gösteriyoruz hep birlikte, bu anlamda ben eşime ve çocuklarıma çok teşekkür ediyorum. Kendisi de başarılı bir bankada müdür olarak görev yapıyor. Genç yaşta önemli bir yere gelmiş olması ve bir kadın olarak, hayatın içinde bir iş kadını olarak başarılı bir şekilde devam etmesinin önemli ve örnek olduğunu düşünüyorum. Tabi birbirimizi bu anlamda tamamlıyoruz. Birbirimize danışmanlık yapıyoruz. Bununda kent için önemli bir fotoğraf olduğunu düşünüyorum. Biz eşimle Bornova’da yaşıyoruz. Bornova’da doğduk, çocuklarımızı Bornova’da büyütüyoruz. Dolayısıyla bu kente hizmet etmenin dışında, bu kentte yaşayan bir yurttaş olarak da kentimizle ilgili, evimizle ilgili, Bornova’mızla ilgili hayallerimiz, düşüncelerimiz ve yaşam kalitesiyle ilgili kaygılarımız ve ümitlerimiz var.

Yorumlar (0)
banner96
banner178
34°
açık
Anket Tümü
İstanbul hezimetinin ardından AKP iktidarı erken seçime gider mi?
Günün Karikatürü Tümü