‘Benim için siyaset sorun çözme sanatıdır’

CİHAN SAMGAR / İZ DERGİ Karabağlar Belediye Meclis üyesi ve CHP grup sözcüsü Bülent Sözüpek ile ülke ve ilçe gündemi ile geleceğe dair beklenti ve temennileri hakkında konuştuk. Öncelikle sizi tanıyalım? 1979 Tokat Artova Yağmur Köyü...

03 Eylül 2017, 14:57 Cihan Samgar
‘Benim için siyaset sorun çözme sanatıdır’

CİHAN SAMGAR / İZ DERGİ

Karabağlar Belediye Meclis üyesi ve CHP grup sözcüsü Bülent Sözüpek ile ülke ve ilçe gündemi ile geleceğe dair beklenti ve temennileri hakkında konuştuk.

Öncelikle sizi tanıyalım?

1979 Tokat Artova Yağmur Köyü doğumluyum. İlkokulumu köyde okudum. Sonrasında bölgemizde ortaokul olmadığından yatılı ilköğretim bölge okulunda okudum. Bizim bilgimiz olmasa da bu okulların sınavları vardı bu konuda ilkokul hocamız Sezai hocamız sağ olsun, kulakları çınlasın, bizi yönlendirdi. 5 çocuklu bir ailenin en küçük ferdiyim. Lise öğrenimimi tamamlamak için İzmir’e ablamın yanına okumaya geldim. Karşıyaka’da Mehmet Ali Lahur Ticaret Meslek Lisesi’nde okudum. Lise dönemimde o zaman halkevleri vardı daha kapanmamıştı. Halkevlerinde örgütlendik. Kendi okulumuzda dergi çıkarttık, sol fraksiyon olarak. Hatta o dönemde tutuklanan arkadaşlarımız oldu, İbrahim Yayan diye bir arkadaşımız vardı, hükümler giydiler. Benim o dönemde köye dönmem bir nevi kurtuluş olmuştu o süreçte. Tekrardan köy hayatına döndük. Sonra üniversite sınavlarına girdim. Tokat’ta Gazi Osman Paşa Üniversitesi’nde Muhasebe ve Finansman bölümünü okuduktan sonra tekrar İzmir’e dönüş yaptım. Abilerimin yanında kaldım. O dönemde de Açık Öğretim Fakültesi’nden hem okulumu bitirdim hem de mali müşavirlik stajımı tamamladım. 2,5 yıl dolduktan sonra mali müşavir oldum. Şu an Karabağlar’da kendime ait bir bürom var, Yunus Emre Mahallesi’nde. Yaklaşık 16 yıldır o bölgede yaşamaktayım, 2008 yılından beri de yine aynı bölgede mali müşavirlik yapmaktayım.  Bu süre içerisinde, mali müşavirlik biraz da esnaflık olduğu için oradaki insanlarla ilişkilerimiz çok iyi gelişti. Ailem de siyasetle ilgilidir. Babadan partiliyiz. SHP döneminde ve hatta Tokat milletvekili Kazım Özev de dayımdır, SHP döneminde Erdal İnönü ile birlikte Tokat milletvekili olarak siyaset yapmışlardır. O zamanlar bizler de traktörlerle seçim çalışmalarında yer alır ve SHP bayraklarını taşırdık. O bölgeler DYP, RP ve ANAP’ın ağırlığının olduğu bölgelerdir. Onların baskılarına rağmen, bizim 8-9 alevi köyümüz vardı, SHP seçim çalışmalarını yürütüyorduk. Yaşadığımız ilçede de ilk SHP bürosunu babam açtı. Kimse o bölgelerde SHP ilçe binalarını açamıyordu bu baskılardan dolayı.

3

Esnaflık nasıl bir avantaj sağlıyor, politika yapmak bakımından?

Olduğum bölgede her siyasi düşünceden esnaflar var. Sonuçta orada herkesin bir işin ucundan tuttuğunda insanların hem sana güveni artıyor hem de siyasi düşünceni saklamana gerek kalmıyor. Yani benim solcu olduğumu, inancımı, yaşam biçimimi, tarzımı bütün müşterilerim bilir. Bizim bölgemizdeki insanlar hem iş olarak hem de kişilik olarak benim dürüstlüğüme inanırlar. Kendi oturduğum bölge Yurtoğlu Mahallesi, eski İzmir, varoş denilen bölge. Bütün bunları birleştirdiğimde ciddi boyutta bir çevrem oluştu. Ayrıca benim büyük abim, Yücel abim, DİSK Genel-İş 3 No’lu Şube’de yöneticiydi bir önceki dönemde, belediye çalışanıdır. Kani Başkan İzmir, Memiş Başkan da şube başkanıydı o dönemde. Gençliğimde de sendikanın bütün eylemlerine katılıyordum, her safhasında en önde olduk. O zamanlar siyasete girmek gibi bir düşüncem de yoktu aslına bakarsanız. Sivil toplum örgütlerinin de halen içerisindeyiz. Kendi bölgemizde Hacı Bektaş Veli ve Köy Dernekleri, Erenler Derneği, kendi federasyonumuz Tokatlılar Federasyonu’nda aktif roller aldık. Benim 150’ye yakın müşterim var, o sayı 500’e ulaşır açıp kapatmalarla birlikte. Bütün müşterilerim bizi tanıdıktan sonra bizim partimize oy verdiler belediye seçimlerinde.

İş hayatında ve günlük hayatında verdiğin sözleri yerine getirmen lazım, bizim akçeli işlerde gözümüz yoktur. Akçeli işlerden her zaman uzak durmuşuzdur. Kimsenin parasında, bir kuruşunda gözümüz olmadı olmaz da. Kendi adıma karşımdaki insanın işini de kendi kasam gibi düşünürüm. Ben nasıl kendi cebimden bir kuruşumu harcarken dikkat ediyorsam, mükelleflerimin de bir kuruşunun ziyan olmasını istemem. Biz devlet ile mükelleflerimin arasında bir aracı, bir köprüyüz. İnsanlar gelir ödemelerini bize verir, biz götürür yatırırız. Bu güne kadar herhangi bir sıkıntı yaşamadık, ekonomik olarak. Bu insanların güvenmelerini sağlıyor. Ben hiçbir kişiye gidip bana muhasebeni getir diye teklifte bulunmam, şu ana kadar hep müşterilerimin aracılığı ile yeni müşteri bulmuşumdur. Referansla bana gelmişlerdir. Bunun da tek sebebi güvendir. Bu durumunda siyasal olarak şöyle bir etkisi oldu; kendi partililerimizin dışındaki insanlarında bize güvenmesi sağlanmış oldu ve artı oy aldık belediye meclis üyeliği seçimlerinde. Benim oturduğum mahallede biz hep birinci partiyiz. Varoşlara baktığınızda Cumhuriyet Halk Partisi genelde ikinci partidir. Ama Yurtoğlu Mahallesinde Cumhuriyet Halk Partisi birinci parti olarak çıkıyor ve fark atıyoruz. Bu da insanların güveninden kaynaklanıyor. İnsanların yardımına koşuyoruz bizler. Vatandaşımızın en ufak bir problemi olsa dahi bunu belediye meclis gündemine taşıyorum, hatta vatandaşımız ile birlikte belediyeye gidiyorum. İşimden, sosyal hayatımdan feragat ederek bunu yapıyorum. Aslında sadece belediye için de geçerli değil bu durum. Kaymakamlık’ta olsun, Milli Eğitim Müdürlüğü’nde olsun elimden geldiğince yardım etmeye çalışıyorum. Bu gibi yaklaşımlar da insanların bize olan sevgi ve güvenlerini artırıyorlar.

Belediye meclis üyesi olmayı nasıl tarif edersiniz? İnsanların bazıları meclis üyesi olmayı ihale kovalama, rant kovalamak olarak düşünüyor?

Benim için siyaset sorun çözme sanatıdır. Ben partime artı bir değer kazandıracaksam, yaşanan problemleri çözüp onu oy olarak Cumhuriyet Halk Partisi’ne kazandıracaksam bu beni mutlu eder. Bayramda Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir vekili ile beraber 1000 çift ayakkabı dağıttık. Bundan hiç kimsenin haberi yoktur. Kız çocuklarına 1000 çift ayakkabıyı alıp dağıttık. Kendi cebimizden aldık bu ayakkabıları. Bunlardan bir kısmını Karabağlar ADD’ye, bir kısmını Erenler Derneğine bıraktık. Uzundere köyüne, Limontepe’ye gönderdik. Ekonomik durumu iyi olmayan insanlara ulaştırdık bu yardımları. Ama bunun hiç reklamı yapılmadı. Bu benim için en büyük keyiftir. Bunun siyasal reklamının yapılmasını doğru bulmuyorum. Zaten bu yüzden kimsenin haberi olmadı. Ben birkaç dönem önce Gıda Derneği’nin de başkanlığını yapmıştım. Belediye bünyesinde o zaman Gıda Bankası kurulmuştu. O dönemde vatandaşa koli yardımı yapılıyordu. Koliler arabalara yüklenip ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyordu. Bir gün ben de katıldım dağıtıma. Sonradan fark ettik ki yardımı alan vatandaş elinde yardım kolisi ile giderken mahcup oluyor. Bu durumu engellemek için yardımı arabayla direk evine göndermeyi düşündük. Bir süre böyle devam etti bu uygulama. Sonra biz bunu kart yardımına dönüştürelim, ‘Bağ Kart’, bizim istediğimizi değil kendi ihtiyaçlarını alsın. 80 liralık bir yardım ile sadece bozulmayacak kuru gıdalar değil de kendi ihtiyacı ne ise onu alsın. Şu anda da bu uygulama belediyemizde mevcut. Yaklaşık 1500 kişiye bu maddi yardım yapılmaktadır. Siyasette hep hizmet ve vatandaşla iç içe olarak ilerledim yani.

Yerelde, partimizin ilçe seçimlerinde aktif rol aldım. Siyasette dürüst, düzgün, ekibine güvenen, inanan insanlarla siyaset yapmak istiyorum ve yapıyorum. Bizim siyasi profilimiz bellidir. Dışarıda bir duruşumuz var ise bu insanların verdiği değerden kaynaklanır. Siyasette üretmiyorsan, topluma bir şeyler veremiyorsan, siyaseti sadece bir erk olarak görüp hiçbir şey kazanamazsın. Maalesef böyle insanlarda var. Hiçbir şey olamamış insanlar belediyeye meclis üyesi olayım da bir erk sahibi olayım diyen insanlar var. Şunu söylemek istiyorum siyaset bizde ekonomik kayba yol açıyor. Ama bu beni mutsuz etmiyor. En azından bir şeyler için uğraşıyorum. Bir şeyler üretiyorum. Mesela ben belediye meclisinde birçok önerge veriyorum. Aynı zamanda grup sözcüsüyüm belediye meclisinde. Aslına bakacak olursanız Karabağlar’da biz iktidarız, önerge vermememiz lazım. Cemevi yapılsın diye, engelli merkezi yapılsın diye önerge verdim mesela. Bu arada ben aynı zamanda Karabağlar Belediyesi Spor Dernekleri kulüp başkanıyım.

Sokağa çıktığınızda gönlünüz rahat mı?

Ben sokağa çıktığımda bütün esnafla selamlaşırım. Benim siyaseten kafam rahattır. Ben bir şeyler yaptığıma, partimize bir değer kattığıma inanıyorum. Bizim partimizin de hedefi bu olmalı. Şu an ülkemizde en güçlü sivil toplum örgütü Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Türkiye’nin de umududur. İnsanların sığınacağı tek yer Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Dindar insanlar bile AKP’nin zulmünü görüp Cumhuriyet Halk Partisi’nden medet umuyor. İşten atılan, açığa alınan, ailesi bile iktidar tehdidi altında olanlar ve hatta kendisi yüzünden çocuğu işten çıkarılan insanların tek sığındıkları ve sığınabilecekleri yer Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Ama bütün bunlara rağmen siyasette adam kayırmacılık yapılırsa ne olur, %25’te kilitlenir kalırız. Bu sebeple iktidar olmak Cumhuriyet Halk Partisi için hayal değildir. Ben şu an 37 yaşındayım. Eğer benden genç birileri gelecekse hemen onların önünü açar siyaseti bırakırım. Ama bizim partimizde maalesef 70 yaşına gelmiş ama halen belediye başkanlığında gözü olanlar var. Bizler nitelikli insanları yönetici yapmazsak dışarıdan partili olmayan bir insan geldiğinde ne anlatabilir. Partinin tüzüğüne hakim, nitelikli, eğitimli yöneticilere ihtiyaç var. Örneğin iktidar olduğumuzda bizim ekonomi politikamız budur diyebilecek, sosyal politikalarımızı anlatabilecek insanlara ihtiyaç var üst kademelerde. Her insanın bir alternatifi vardır siyasette. Ama alternatif olan kişi daha nitelikli ve becerikli olmalıdır. Partide adalet ve liyakat olmalıdır ve çok önemlidir. Partimizin emekçilerinin emeği göz ardı edilmemelidir.

HEDEFLERİMDE BU KENTİN YÖNETİMİNE KATKI SUNMAK VAR

Parti içerisindeki ve siyasetteki idealiniz nedir?

Siyaset olarak şartlar ve koşullar el verirse hedeflerim bu kenti, Karabağlar’ı yönetmeye yönelik. Ben kapasitemi ve gücümü biliyorum. Bu bölgenin sorunlarını çok iyi biliyorum. Bizim bu bölgedeki insanların hikayeleri hemen hemen aynıdır. İş bulmak için Anadolu’dan geliyorlar veya okumak için geliyorlar benim gibi. Benim yaşıtlarım akrabalarının yanında kalarak okumuştur. Kentlilikte neler eksik bunları biliyorum. Köy hayatından gelip şehir hayatına alışmak zaman alıyor. Bunları birbirine entegre etmek için de sosyal politikalar gerekiyor. Zaten bir toplum sosyal ve kültürel olarak geliştirilmezse ne siyasi bilinç ne de siyasi ahlak oluşur. Şehrin eğitim seviyesi yükselirse politik ve ekonomik seviye de yükselir. Bu, şehrin refah seviyesinin artması demektir. Karabağlar yatay ve dikey olarak ikiye ayrılır. Yatay bölgede ekonomik durumu daha kötü olan insanlar oturuyor genellikle. Orada yaşama şansı bulabiliyor. Anadolu’dan gelen çoğu insan orada ikamet ediyor. Dikey bölgede ise hem ekonomik seviyesi hem de eğitim seviyesi daha yüksek olan insanlar ikamet ediyor. Bundan dolayı da kültürel kutuplaşma baş gösteriyor. Ben olsam Karabağlar Belediyesi binasını Yeşillik Caddesi’ne değil, varoş bölgeye yaptırırdım. Hem oranın gelişimi sağlanmış olurdu hem de belediye binası gelince diğer devlet kurumları da geleceğinden oranın gelişimi de hızlanırdı. İnsanlar lokanta, eczane açacaktı, bütün esnaf yönelecekti. O zaman bölgeler arası uçurum da kapanmış olacaktı. Bu uçurumu kapatmak şu an bile mümkün. Belediyenin yaptığı sosyal tesisleri ve kültür merkezlerini genelde yatay bölgelere yapması gerekli. İmkanlar artırılmalı. Bu sayede insanlar da birbiri ile entegre olurlar. Kültürel etkileşim kendiliğinden olur. Bir spor merkezi yaptın bir de kütüphane yap. Güçlendir orayı. Müze yapılmalı. En büyük eksiklik budur bence. Ulaşım ayrı bir sorun Karabağlar’da, İzmir’in tamamında olduğu gibi. Karabağlar Belediyesi’nin bütçesi normalde sınırlı, 480-500 bin nüfusumuz var kişi başı 50 kuruş bütçe düşüyor. Bu bütçe bence öncelikle kenti güzelleştirmeye harcanmalı. Peyzaj düzenlemeleri ve yolların düzeltilmesi lazım. Güzel olan yere insanlar gelir. Kamuya hizmet et, borçlan devlete kimse sana bir şey diyemez. Çalıp çırpmadığın, hak yemediğin sürece. Biz dürüst belediyeyiz fakat hizmette aksayan yönlerimiz olduğunu düşünüyorum. Halk için riske girmeli belediye başkanı. Hedeflerimde bu kentin yönetimine katkı sunmak var. Ne zaman olur bilmiyorum. Siyasette hedefleriniz olmazsa ilerleyemezsiniz. Tıpkı hayatın kendisi gibi. Bir yerde işe girdiğinizi düşünün, orda yükselmek hedefiniz değilse ya da başka bir değişle idealist olmayan bir insan başarılı olamaz.

Ne zaman siyasete girdiniz? Son dönemlerde sizi en çok heyecanlandıran şeyler nelerdir?

2000 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’ne üye oldum. Lise yıllarından beri siyasetin içindeyim. Gezi beni çok heyecanlandırmıştı. Tam insanlar gençlikten umudunu kesmiş, gençler siyasetle ilgilenmiyor apolitik yetişiyor diye düşünürken başlamıştı Gezi. Ben de Gezi eylemlerinin tamamında yer aldım. Gezi’den çıkardığım sonuç, gençlerin istediğinde bu ülkenin yönetimde söz sahibi olabilecekleridir. Çıkardığım sonuç umuttur. Umut gençlerdedir.

Ayrıca ‘Hayır’ kampanyasından da çok heyecanlanmıştım. AKP’li ve MHP’lilerde ‘Hayır’ kampanyasına destek vermişlerdi. Cumhuriyet rejimine yapılan bu ön yoklamaya karşı çıkan solcu kadar sağcıları da gördüm. İnsanların cumhuriyete bağlılığını gördüm. Ve ‘Hayır’ çıktığını düşünüyorum referandum sonucunda. Ben de o gün sandıkta görevliydim kendi bölgemde. Bakıyorum her sandıkta fark atıyoruz, referandum sonucunun hayır çıkacağına emindim. Yüzde olarak da tahminim %56 %44 Hayır’ın kazanacağı yönündeydi. Televizyonlara bakıyorum, hiç elimizdeki verilere uymayan %70 evet önde. Bütün büyük şehirlerde hayır oyu önde olmasına rağmen nasıl oluyorsa sonuç ‘evet’ olarak açıklandı. Bir algı ile yönettiler süreci bilinçli bir şekilde %51’e %49 yerleştirdiler.

Bir diğer heyecanlandığım şey ise ‘Adalet Yürüyüşü’. 69 yaşında olan Genel Başkanımızın ben artık ‘Lider’ olmak istiyorum haykırışı idi bu yürüyüş. ‘Yalnız da olsam yürüyeceğim’ dedi ve yola çıktı. Bu partiye de bir dinamizm kattı. Mitingde çok kalabalık gerçekleşti. İktidarın beklemediği bir kalabalıktı. O yüzden basit bir algı ile 180 bin kişi katıldı dediler 3,5 milyon insanın katıldığı mitinge. Ben de oradaydım. İnanılmaz bir insan kalabalığı vardı. Bunun devamının da gelmesi gerekiyor. Beni son dönemde en çok heyecanlandıran şey genel başkanımızın başlattığı bu ‘Adalet Yürüyüşü’ dür.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun da eleştirdiği, ‘İzmir kendisinden bekleneni tam karşılayamıyor’ gibi bir eleştiri var. Sizce İzmir rolünü iyi oynuyor mu?

Maalesef belediye başkanları kendisini örgütün üzerinde görüyor. Ben ne kadar sevilirsem sevileyim Cumhuriyet Halk Partisi olmazsa, bağımsız olarak seçime gireyim kendi bölgemde alacağım oy 1000’i geçmez. Cumhuriyet Halk Partili olmanın verdiği güçle ben bu koltukta oturuyorum. Benim de bu koltukta Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar olması için çalışmam gerekiyor. Belediye başkanları yine üzülerek söylüyorum çalışmadı. Odalarından çıkmadılar referandum sürecinde. Bu bağlamda İzmir kendisinden bekleneni veremedi. Referandumda %70 ‘Hayır’ olsa idi İzmir’de Türkiye için bugün başka şeyler konuşuyor olurduk belki de. Üyeler ve sivil inisiyatif çok güzel çalıştı. Biz hiç çalışmasak belki de bir puan etkilerdi. Atatürkçü, cumhuriyetçi, laik insanlar bunun bir dönüm noktası olduğunun bilincindeydi. Eğitim seviyesi yüksek olan yerlerde dikkat edin hayır oyu daha fazla çıktı. Fazla emek verilmeden kendiliğinden de alınmış bir orandır bu oran. Beklentilerin altında kalmıştır İzmir. Daha fazla çalışmalıydık. Mesela İzmir’de AKP oyunu korumuş.

Sizce örgüt şeması nasıl olmalı?

Örgüt İzmir’de genç ve dinamik olmalı. İl başkanı bütün toplumu kucaklayan birisi olmalı, pasif olmamalı. İl başkanı bulunduğu ilde genel başkanın temsilcisidir. Kitleye hakim olmalı. Hareketli olmalı, örgütü elinde tutmalı. Burada yaptığımız yürüyüş alternatif gibi algılandı. Hâlbuki genel merkezle diyalog halinde olunmalıydı. İl başkanının 30 ilçenin başkanına sözünün geçmesi lazım. Gidiyoruz dediğinde 500 araba değil 1000 araba gidilmesi lazım. Gerektiğinde sert ama siyasi demeçlerin de düzgün olması lazım. İzmir il başkanının genel başkan kadar karizması olması lazım.

Yorumlar (0)
banner96
banner178
15°
sisli
Anket Tümü
İstanbul hezimetinin ardından AKP iktidarı erken seçime gider mi?
Günün Karikatürü Tümü