DOLAR
3,5766 % 0,04
  • Tanzer Kantık

    Tanzer Kantık

Otoyoldan demokrasi çıkmaz

B

Bir bisiklet aktivistinin ilgi ve düşünsel alanına bisiklet dışında iki unsur daha girer. Bunlardan birisi yaya diğeri de engellilerdir. Çünkü bisiklet savunusunun tek tehdidi otomobile dayalı yaşam biçimi ve otomobile dayalı kent planıdır. Bu yaşam biçimi,  kentlerde daha çok yol, daha çok otopark daha çok tünel, daha çok köprü yapılması ile kendisini ortaya çıkarır. Bu da şehirlerdeki yaşam alanlarının öncelikle otomobillere ayrılması demektir. Bunun sonucunda mağdur olan ve demokratik alan paylaşımının eşitsiz tarafındaki yaya, engelli ve bisikletlidir. Paylaşımın otomobillerden yana adaletsizce yapılması sonucu ortaya çıkan çevre ve sağlık problemlerini bu köşede sıkça dile getirmeye çalışıyorum. Bunun dışında şehirlerdeki alan paylaşımının demokrasi ile de doğrudan ilişkisi bulunduğunu da ifade etmeye çalışmıştım. Ne demek istediğimi biraz açayım. Şehirde yaşayan insanların iletişime ve etileşime geçtiği yerler alışveriş merkezleri, restaurantlar, sinemalar, tiyatrol.. Devamını Oku

Çocuklarımızı gerçekten seviyor muyuz?

B

Bir 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı daha geçti. Her bayram olduğu gibi çocuklarımızı geleceğimiz olduğu vurgusu yapıldı, çocuk haklarının üstünden geçildi. Ancak yapılan kutlamaların pek de çocuğa verilen değer ile bir ilgisinin olmadığını yıllardır görsek de bir türlü itiraf edip bunu değiştirmek adına çaba yine göremedim. Neredeyse tüm 23 Nisan törenleri temelinde yetişkinlerin kendilerini çocukların üzerinden tatmin etmeye kurulu olduğunu ne zaman anlayacağız ve doğru olanı yani 23 Nisan'ı bir çocuk günü haline getireceğiz merak ediyorum. Kişisel gözlemim bu bayramda (kendi çocukluğumda olduğu gibi) tir tir titreyen çocuklar, 10-12 derece havada kısa kollu etkinlik leri, mesleki ego tatmini üzerine kurulu anasınıfı çocuklarına bile 15 dakikalık kareografi yaptırma çabaları, yetişkinlerince "yetişkinleştirilmiş" , büyük koltuklara oturtulmuş ve yetişkin gibi cevap veren çocuk(!)lar, çocukların sorunlarını değil de büyüklerin tasalarını "yetişkin çocuklar.. Devamını Oku

Bisikletli ulaşım konusu bütçe değil vizyon ve siyaset meselesidir

H

Her platformda bisikletli ulaşımı ve bisikletin toplum ve bireyler üzerindeki olumlu etkisini anlatmaya çalışıyoruz. Bunu anlatırken dayanak noktalarımız öncelikle bilim, sonra rasyonalizm ve gelişmiş toplumlardaki bisiklet ile ilgili yapılan, başarıya ulaşmış örnek uygulamalardır. İzmir özelinde atılması gereken adımları yerel yönetimde bu konularla ilgili dostlarımızla ve yetkililerle konuştuğumuzda görüyoruz ki konu bütçe veya para meselesi değil. Çünkü İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin kredi notu ve finansal yapısı hepimizin gurur duyduğu bir durum ve merkezi hükümetten destek almadan yapılan önemli yatırımlar da bunun göstergesi. Bisikletli ulaşım altyapısı, bisikletin diğer toplu ulaşım unsurlarına entegrasyonu, yaya ve engelli hakları ve otomobile dayalı şehir planlaması konularında halen atılamayan adımların önündeki tek engelin vizyon ve siyaset olduğunu görüyoruz. Bu noktada "görüyorum" demek sadece kişisel bir izlenim ya da ilhamdan kaynaklanmıyor. İzmir.. Devamını Oku

Sana dün bir bisikletin üzerinden baktım ey güzel hayat

“Hayata bisiklet üzerinden bakmak” ne demek ya da hayata bisiklet üzerinden bakınca neler görünüyor, neler öncelikli hale geliyor, nelere dikkat ediliyor?  Bisikletin üzerine ilk bindiğinizde ve ilerlemeye başladığınızda verdiğiniz ile aldığınız arasında bir denge bir adalet bir tutarlılık olduğunu görüyorsunuz. Verdiğinizin karşılığında aldığınızın/alabileceğinizi belli olması ve buna rıza göstermeniz size sınırlarınızı, kapasitenizi ve insan olarak aslında ne olup ne olamayacağınızı görmenizi sağlıyor. Öyle kibir, böbürlenme, hani şu evrende aslında bir kum tanesi bile olmama durumunu bir türlü algılayamama durumu yok bisiklet üzerinde. Ne iseniz osunuz. Bu sebeple iki bisikletli arasında bir yerden bir yere varma durumunda bir statü durumu pek olmuyor. Bu da sizin bir diğer bisikletliye dolayısıyla kendinize bakışınızı şekillendiriyor. Sonra süremeye devam ettikçe biriktirdiklerinizi kaybediyor, biriktiremediklerinizi kazanmaya başlıyorsunuz. Vücudunuza gereğinden fa.. Devamını Oku

Otomobillerin sonu geliyor! (mu?)

Y

Yazının konusu teknolojik gelişmeleri içerdiği için yazıya bir klişe söz ile başlamak gerekiyor. Klişe şu: "Teknoloji günden güne gelişiyor ve insan hayatına bir çok yenilik getiriyor." Evet bu cümle aşağı yukarı tüm teknoloji haber metinlerinde bir şablon haline gelmiş durumda fakat anlatacaklarım ile aslında benzeri yazıların pek de değinmediği ya da değinemediği bir duruma işaret etmek istiyorum. Sonunda söyleyeceğimi başından söyleyeyim. Otomobillere ihtiyacımızın olmadığı hatta otomobile gerek duyulmayan bir hayat hayal değil belki mecburiyet. Ekolojik sızlanmalara girmeden, Zizek'in değindiği "Vicdanı Arınma"ya bulaşmadan realist ve maddi bir öngörü ile bu sonuca nasıl vardığımı basitçe anlatmak isterim. Her gün yeni bir teknolojik gelişmeyi anlatan haber ile karşılaşıyorsunuzdur ve hatta bazen bu gelişmeler günlük sohbetlerin konusu haline geliyorken kendinizi, izlediğiniz, okuduğunuz bir haberdeki şaşırtıcı gelişmeyi  bir fütürist edası ile an.. Devamını Oku

Big Data Türkiye’de bisiklete biner mi?

B

Big Data’yı (yazının devamında BD olarak ifade edeceğim) bisiklete bindirmeden önce bu arkadaşım kim olduğundan biraz bahsetmek lazım. Türkçe adı ile “Büyük Veri” kavramına denk gelen BD, işlenmemiş yoğun veri anlamına gelmektedir. “Big” kavramı onun disklere, bilgi depolama birimlerine sığmayacak kadar büyük olduğunu değil sadece geleneksel yöntem ve araçlarla işlenmemiş ham veri olduğunu dile getirir. BD data genellikle nicelikseldir yani sayı veya adetlere dayanır. Onu önemli kılan tarafı da işlendiği takdirde niteliksel hale dönüşebilmesi yani bize istatistiğin ötesinde belirgin bir resim ortaya çıkarabiliyor olmasıdır. Günümüz dünyasında, bilgi çağı olarak ifade edilen bugünlerde veri dediğimiz kavram artık her yerdedir. Biz bile gün içinde tek başımıza her gün her an aslında birer BD üreticisi konumuna geldik diyebiliriz. İnternetin hayatın her noktasına temas eder hale geldiği dünyada bir birey yaptığı her alış verişte, internetteki her tıklamasında, giriş çıkış yaptığı her m.. Devamını Oku

‘Yol diyeti’ ve demokratik ulaşım hakkı

T

Türkiye’de şehirlerin önde gelen sorunlarından en günceli, ulaşım sorunu ve bu sorun zaman ilerledikçe çözümsüzlüğe doğru gidiyor. Alt katmanlara inildiğinde toplu taşıma sistemleri, ulaşım altyapısı yetersizliği vb. konular karşımıza çıkıyor. Ancak ulaşım denildiğinde konu sadece araçların bir yerden bir yere ulaşması konusu ile sınırlı değil. Aynı zamanda yaya ulaşımı, engelli ulaşımı ve bisikletli ulaşım da demokratik olarak eş değerde bileşenler. Konu ulaşım olduğunda ve konuya yatırım politikaları açısından baktığımızda ülkemizdeki tercihin ağırlıklı olarak trafik sıkışıklığı sorununa odaklandığını görüyoruz. Oysa trafik sıkışıklığı bu doğrultuda bir neden değil, sonuçtur. Çözüm çabaları trafik sıkışıklığını gidermek olunca bolca yol yatırımı yapılıyor. Kardiyolojik teşhis ve çözüm süreci gibi. Damarları tıkanan adama damar nakli yapmaya çalışmak gibi oysa o kadar yağlı yemese o damarlar neden tıkansın. Dikkat ettiyseniz konu birden diyetle paralel bir hale geldi. Evet, ‘yol.. Devamını Oku

Çevreci romantik midir?

&

"Çevreci" deyince insanların aklının bir köşesinde mutlaka "çiçek solmasın, böcek ölmesin, kuşlar korkmasın, ağaç kurumasın..." tarzında pastoral bir algı olduğunu herkes bilir. Çevrecilik günümüz dünyasında bir nevi Don Kişot'luk olarak da görülüyor mutlaka. Çünkü karşınızdaki uluslararası şirketler, hükümetler gerçekten de Don Kişot'un karşısındaki yel değirmenleri gibi.  Ancak günümüzde işin algı kısmı bu şekilde de olsa gelişen ölçme ve değerlendirme teknikleri sayesinde işin hiç de öyle olmadığı, çevrecilerin çabalarının ne kazanımlara yol açtığı ortaya konabiliyor. Bazı şeylerin bu sayede ölçülebilir hale gelmesi ile çevreciliğin hiç de öyle romantik bir yaklaşım içermediği ve elle tutulabilir sonuçlar doğurabildiği ortaya çıkmaya başladı. Bu anlamda geçtiğimiz günlerde rakamlarla ortaya konulan iki örnekten bahsetmek istiyorum. İlk New York'ta 2013 yılından beridir sürdürülmekte olan Tree Count projesi.Bu proje ile New Yorklu 2300.. Devamını Oku

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Köşe Yazıları

Arşivde Ara

Dikey