DOLAR
3,5766 % 0,04
  • İrem Karabatak

    İrem Karabatak

Çeyrek bilet

“Talih kuşu havalandııııı!” “Büyük ikramiye sizin olsuuun!” “Bana çıkmaz demey…” Kent meydanında, plastik bardaklara yem doldurup insanlara satan yaşlı kadının “Güvercinlere yeeem!” sesini bastırıyordu biletçilerin bağırışları.  Üç kişiydiler. Küçük iskemlelerine oturmuş, sırayla bağırıyorlardı. Hepsi de büyük ikramiyenin kendi sattığı biletlerde saklı olduğunu iddia ediyor, “Geçen yıl da bizden çıktı, almayan pişmaaaan!”  diyerek gelene geçene bilet satmaya çalışıyordu. Önceleri sesler uzaktan geldi, yaklaştıkça birininki daha da gürleşti. Soğuktan buz tutmuş ellerini paltosunun cebine attı. Günler öncesinden kapıya bırakılmış, okuduktan sonra buruşturarak cebine koyduğu faturalar değdi eline. “Talih kuşuymuş, o anca kafamıza sıçar bizim! Yoksulun kuşu, yüreği. Onu da faturalardaki şu kalabalık sayılar uçuruyor zaten…” diye geçirdi içinden.  Saat beşte, tam bulunduğu noktada buluşmak için sözleşmişlerdi. Ya gelmezse, diye endişelendi. Söz vermişti ya canı.. Devamını Oku

Şimdilik yaşıyoruz yahu, bu da bir şey! / -mi?

Y

Yeni bir yıla sığmaya çalışıyoruz şu günlerde. Sayılar neyi değiştiriyor, hiç bilmiyorum, biz değişmedikçe? Her yılın bir öncekinden daha huzurlu, daha mutlu geçmesini dilerken, şimdilerde “Vakitsiz ölmesek bari, bu da yeter bize…” diyerek canımızın derdine düşüyoruz. Yalan değil hani bu isteğimiz. Her gün nerede patlayacağını bilmediğimiz bombalarla “tesadüfen yaşadığımız gerçeği” kadar sahici. Yalan değil. Hakikaten yeni bir ifade kazandı dilimiz, farkında mısınız? “tesadüfen yaşamak” Rastgele yani, bilir bilmez, öylesine… * Sahi yeni yıl. Yeni olan her şeyin temiz olmadığını kafamıza vura vura öğreten bir yıl.  Çokça kirli, daha ilk günlerinden. Korkunç. Yine endişeli, üzücü, beter.  “Yine mi, yeter!” dedirtecek kadar yine. Nefret ve kin dolu bu zamanları içimize sindiremediğimiz, İstanbul’daki saldırılardan sonra sosyal medyada yer alan “İzmir’de niye bomba patlamıyor?” gibi akıl almaz sorularla kanımızın donduğu zamanlar. Sonrası can havli... Kimisi de .. Devamını Oku

Bütün Tesadüfleri Güzelleyemezsin

B

Bu havada bisiklete binilir mi hiç, delirdin mi sen? Delirdim, üstelik çok da sıkı giyindim. Zaten birkaç gün önce hastane bahçesinde donarak ölen o adamın haberini duyduğumdan beri hiç ısınmadı ki içim. İnsan nereye gittiğini bilmeyince her yere gidebilecek kadar hızlı ve korkusuz oluyor. Öyleydim. Pedalladıkça ardımdan koşturan köpeklere kolaylık olsun diye yavaşladım. Yani bir tek o yüzden. Korkumdan değil hani. Bornova’ nın yollarını, o yolların tozunu bulaştırdım iki tekere. Dünya bu kadar sandım. O sokaktan geçerken yine aynı şeyi düşündüm. Şarkının sesini açtım. Erkan Oğur, Baki Duyarlar ve Erdal Akyol’dan “Tesadüf” çalıyordu. Birine derdimi anlatır gibi söylenmeye başladım: “Bu bir oyun, yaşamak gibi. Gibisi fazla, kimisi az. Kuşlar, ilk beyazlar ve ömür. Geçtin de gitmedin ama, buradasın. Bak işte şuracıkta. Masada, bardakta, o beyazdasın. Kuşun kanadında beyaz, saçlarda beyaz, bardakta beyaz. Bu bir oyun, yaşamak gibi. Gibisi fazla, kimisi yenik. … Tesadüf bu, .. Devamını Oku

Şort kadar kısa bir yazı

H

Her an, her yerde, herhangi bir şekilde sözlü ya da fiziksel tacize mağdur kaldığımız bu dünyada yaşam, biz kadınlar için koca bir tedirginlik ya da korkudan başka bir şeyse eğer, bunun adına öfke diyebiliriz biz. Öfke. Çünkü hiç bitmeyen, bitmek bir yana dursun, gittikçe azgınlaşan korkunç bir hâl aldı bu yaşananlar. Çok uzak değil, daha iki gün önce sırf şort giydiği için otobüsteki bir erkek tarafından tekme yedi bir kadın. Diyorum ki, bazı tuhaf yaratıklar dolaşıyor aramızda. Evimizde, işimizde, mahallemizde, otobüste, metroda, sokakta; her yerdeler. Bakışlarıyla, sözleriyle, hareketleriyle kafalarının içindeki o pisliği dışa vuruyorlar. Üstelik yaptıkları onca çirkinliği öyle kolay temellendirebiliyorlar ki! Tıpkı şort giydiği için o kadına tekme atmayı kendine hak gören adamın yaptığı gibi: “Giyimini beğenmediğim insanları döverim. Devlet onları cezalandırmalı.” ** Sokakta yürürken arkamızdaki ayak sesinin beynimizde dayanılmaz bir yankıya dönüşmesinden usandık .. Devamını Oku

O’ hâlde Bulaştıralım Birbirimize Güzellikleri!

H

Hâllerden “O”, aylardan ağustos; yazma konusunda biraz unutkanım şu sıralar. Memleket tedirginlik kuyusu, düşmeyenin ayağına hep bi’ çelme takma hevesi. Burada her şey, yola yeni dökülen asfalta basmak gibi birden ve sinir bozucu. Ayağımızın altındaki o sıcaklıkla yaşıyoruz bu ülkede; aman dikkat! Böyle vakitlerde kendimizi keşfetmeye, yeni şeyler üretmeye, hoş bulduğumuz şeyleri birbirimizle paylaşmaya, yazmaya, çizmeye, boyamaya ama ille de güzellikleri birbirimize bulaştırmaya ihtiyaç var… dedim ve dinlemekten keyif aldığım birkaç şarkıyı bıraktım buraya. Olur da içiniz farklı sesler çekerse bi’ bakarsınız diye. Kalbi ve aklı karartmak yok, aman haa! Sevgiyle. * Ali Deniz Kardelen- Temptation- Solo Fingerstyle Guitar https://www.youtube.com/watch?v=kn-Ymqc-POc İlk albümünü bu yıl yayımlayan Ali Deniz Kardelen’in müzik hayatı güzelliklerle dolu. Fingerstyle gitar tekniğiyle olağanüstü performanslar sergileyen Kardelen, geçtiğimiz günlerde Amerika kıtasında .. Devamını Oku

Cumartesiden Pazara

G

Gecesinde şarkı dinleyerek uyuduğum ve sabahında yine aynı şarkıyı duyarak uyandığım çokça sıradan bir gündü. İzmir’den İstanbul’a, evime geldiğimin ilk gününde, balkondaki saksıya ektiğim fesleğene suyunu fazla verdiğim için taze, kırılgan belleri azıcık bükülmüştü sanki. Patisinin sıcaklığı ellerime karışan Güneş, pencereden bakıp kuşları düşlemekle geçirecekti yine tüm gününü.   Yaz günleri hep böyledir. Eğer henüz tatil için bir yere gitmemişsen ya da bir uğraşa vermemişsen kendini, kiraz saplarından ve çekirdeklerinden masaya bir kelime yazacak kadar sıkılabilirsin: -Sıcak. Bir yere gitmek istersin, dersin ki: “Bugün geçti artık, yarın. Mutlaka…” Sonra oturur, bu yazıyı yazarsın. Yazının içinde iki adamın isminden bağıra bağıra bahsetmek de geçer içinden. Sabret, dersin.   * Ekmek almak için dışarı çıktım. Sokağımızdaki ufak, sıcacık fırına her girişimde aklıma bir zamanların güzel dizisi Ekmek Teknesi’ndeki o fırıncı gelirdi. Neydi adı? Heh, Nusret .. Devamını Oku

Yangın Yeri ve Ertesi

Y

Yangın yeri bu ülkede külleri hâlâ sıcak bir tarihin ertesi günüyüz. Dün Madımak Oteli’nde diri diri yakılan 35 canı hatırladık. Hatırlamak olmaz. Hiç unutmadık ki. 2 Temmuz 2016. İstanbul’dayım. Babamı aradım. Temmuzun 1’inde çıkmıştı yola. 2’sinde Sivas’taydı. Telefonu uzuuun uzun çaldı. Açmayacak diye korktum. Siz de bu ülkede yaşıyorsanız eğer, çoktandır aklımızı zorlayan, kafamızın içinde olmadık senaryolar kurduran o korkuyu bilirsiniz. Sevdikleriniz bir adım ötenizde size en uzak kalıverir bir anda. “Her şeye rağmen” dersiniz, “umut” dersiniz ama düşünmeden de edemezsiniz. Üstelik bombaların patlaması rutine dönüşmüşken bu korkunun kökünün kazınması da zor. Çıkmıyor akıldan. Çıkmadıkça da büyüyor orada. İşte o korkuyla telefonu dinlemeye devam ettim ve ses geldi: -Birazdan Madımak Oteli’nin önündeyiz kızım. Merak etme. Ve kalabalık. Ve gürültü. Huyum bu ya, bu vakte dek telefonda kim bana “merak etme” dediyse en çok onu merak ettim. Bugün 3 Temmuz. Yine aradım .. Devamını Oku

Heves Kırıklığı

E

Epey oldu galiba yazmayalı ya da yazamayalı diyelim biz buna. Bu zaman içinde yine olan oldu memlekette. Hop eski başbakan gitti, hop yeni başbakan damdan düştü... Daha önce de bin bir bela ve olayla duyduğumuz Metro Turizm'in muavini bir kadın yolcuya cinsel saldırıda bulundu ve tabii serbest bırakıldı... Biraz daha yakınımızda, İzmirspor metro durağındaki bir heykelin*, "müstehcen" olduğu belirtilerek önce açık yerleri kapatıldı sonra da biri bu heykeli paramparça etti... Oldu bunlar. Hepsine dair ayrı ayrı şeyler yazmak istedim ama yapamadım. İnsan, bir şeyi çok yapmak isteyip de bir türlü yapamadığında, heves kırıklığı oluyor bunun adı. Aslında böyle bir şey yok, uydurdum ve inandım buna. Şimdi uzunca bir süre yazamama durumuma bir ad da bulmuş oldum: Heves kırıklığı. -Heves, aldı toprağa ekti beni. Sulamadı. Mayıs'ın son günleri… Memleket yine düdüklü tencere gibi... Finaller desen misafirin arsızı, dayandı kapıya. Bunlar bahane ya biraz .. Devamını Oku

Pencere ve Küflü Limon

K

Kollarımı şöyle kavuşturup da korkunç bir apartman boşluğuna bakar gibi, bakıyorum odanın penceresinden. Bu odanın penceresi nadiren sakin bir bahçeye, sıklıkla gürültülü bir dünyaya açılır. Gazetelerde okuduğumuz, haberlerde duyduğumuzdan ibaret değildir oysaki gördüklerim. Orada akıl vardır; kavga, kaygı ve aşk. Ve yoktur da. Dünya, derindir. Derinliği olan düşündürür. Derinliği olan, içine çeker. İçine çektiği her şeyi zamanla balık istifi gibi sokar düzene. Yığın eder. Dünya, yarısı küflenmiş bir limon gibi görünüyor gözüme uzun zamandır ve benim içimden buna dair bir hayli cümle yazmak geçiyor. Bazı kelimeleri bazı anlamlara, başına buyruk anlamsızlıklara yakıştırmak istiyorum. Pencereden bakmak gibi bir şey sanıyorum bunu. Ya da pencereye yansıyanlara bakmak. *** Bornova metro durağında başlıyoruz konuşmaya. Yolu izliyoruz. Keşke şu an boş boş yürüyor olsaydım sokaklarda, diye geçiriyorum içimden. Çoktandır bunu iş edindim kendime. Yürürken yanından geçtiğim ağaçların ya.. Devamını Oku

Hafıza

K

Kelimelerle haddinden fazla uğraşınca hafıza kimi zaman buna yenik düşebiliyor. Alfabeyi ezberlemek şimdilik bu yenilgiye dâhil değil. AKADEMİSYEN: Hırsızı, katili, tecavüzcüsü, canlı bomba intiharcısı bir fısıltı kadar uzağımızda dururken barış isteyen akademisyenler hapishanede. Böyle giderse içerisi dışarıdan daha güvenli olacak. BARIŞ: Hemen şimdi. Acilen! CUMARTESİ:  Bu ülkede anneler günü cumartesidir. Galatasaray Meydanı yıllardır onların ellerindeki fotoğraflara bakar durur. ÇOCUK: 23 Mart’ta Çocuk İstismarını Önleme Komisyonu’nun kurulması için yapılan oylamadan “hayır” sonucu çıktı. Bu cümleyi defalarca okuyunuz. DÜNYA: Yıkık bir dünyayı yeniden yaratmak, sahi bu kimin fikriydi? EYVAH:  Hayatımdaki en mühim ünlem. Sevdiğim şarkıları duyunca bunu söylüyorum. Gerisi hep endişe ve korku. FERYAT: Figân. Sevdiklerimiz için. O kalabalıklarda. GÜL: Pek zenginimiz Ali Ağaoğlu, İstiklal Caddesi’ndeki bombalı saldırıdan sonra “ortanca hanımı”nı da alıp.. Devamını Oku

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Köşe Yazıları

Arşivde Ara

Dikey